| |
Bu sayfada sizlerden gelen soruları ve cevaplarını bulabilirsiniz. |
| |
|
Toplam 5 sayfadan 1. sayfa 1
2
3
4
5
>
|
| |
| Soru: |
|
Ben sedef hastasıyım ve hastalığımdan dolayı suyla fazla temas etmemem gerekiyor abdest aldığımda hastalığım artıyor bu yüzden namazımı sürekli bırakmak zorunda kalıyorum teyemmüm abdesti ile namazımı kılabilirmiyim? |
|
|
| |
Cevap:
Her şeyden önce namazınızı kesinlikle terk etmemelisiniz. Abdest azalarınızdan yıkayabildiklerinizi yıkayıp hastalığın olduğu suyun değmemesi gereken azalarınıza mesh edebilirsiniz, mesh etmenizde sakıncalı ise diğer azaları yıkar bunları yıkamayabilirsiniz. Hastalığınız abdest azalarınızın hepsini kaplamış ise o zaman teyemmüm yapabilirsiniz. Suyu kullanmanın sağlık açısından tehlikeli oluşu teyemmümün sebeplerindendir. |
|
| |
| Soru: |
|
Gusül abdesti olmayan bir kişinin imam nikahı kıyılırmı.kıyılırsa dinen kabul olurmu. |
|
|
| |
Cevap:
Nikâhın şartları ilmihal kitaplarında yazılıdır. Bunların içinde gusül abdestinin bulunması yoktur yani gusül abdestsiz kıyılan nikâh geçerlidir. Fakat bir müslüman gusül abdesti alması gerektiğinde en kısa zamanda abdestini almalıdır. |
|
| |
| Soru: |
|
En kısa ayet Yasin midir? |
|
|
| |
Cevap:
Sûre başlarında kesik kesik, ikisi üçü birleşik veya tek başına yazılı bulunan harflere “Huruf-u mukattaa” harfleri denir. Bu harfler okunurken de teker teker okunur, bir kelime gibi okunmaz,“elif-lâm-râ”, “elif-lâm-mîm-sâd”, “hâ-mîm”, “yâ-sîn“ gibi.İslâm bilginleri Mukattaa harflerinin tam bir âyet olup olmaması konusunda ihtilaf etmişlerdir. |
|
| |
| Soru: |
|
Geçen yıl bir abimden 15 adet cumhuriyet altını aldım bozdurdum 5250 tl civarı tuttu borcum vardı işimi gördüm.... geçen gün bu abiye altın borçlarımı ödedim 7350 lira ödeyerek 15 adet c. altının aldım... bu aradaki fark faiz olurmu?? |
|
|
| |
Cevap:
Altın olarak alınan parayı altın olarak ödemek caizdir.Siz 15 cumhuriyet altınını 15 cumhuriyet olarak ödemişsiniz bunda bir mahsur yoktur. |
|
| |
| Soru: |
|
Yasi n ne anlama geliyor? |
|
|
| |
Cevap:
“Ya-sin”in mahiyeti ve anlamı hususunda müfessirler arasında iki görüş bulunmaktadır. Bir anlayışa göre bunlar, bazı surelerin başında yer alan ayrı ayrı okunduğu için “huruf-u mukattaa” diye adlandırılan harflerdendir. Diğer bir görüşe göre ise “yasin” ayrı iki harf değil, anlamı olan bir kelimedir. Bu eğilimin içinde kuvvetli bulunan görüşe göre ise bu kelime Arapçanın bazı lehçelerinde “Ey kişi, ey insan!”anlamına gelmektedir; burada kendisine hitap edilen kişi ise Hz. Muhammed’dir. Hatta Said b. Cübeyr’den, bunun Rasulullah’ın isimlerinden biri olduğu da rivayet edilmiştir.(İbn Atiye, 1V, 445).Bu kelimenin Allah’ın isimlerinden biri olup burada o isme yemin edildiği, söze başlama ifadesi ve Kur’an’ın isimlerinden olduğu görüşleri de vardır (Taberi,XX11,148-149).(KUR’AN YOLU D.İ.B.) |
|
| |
| Soru: |
|
Regaip Kandili, Miraç Kandili,Mevlit Kandili,Kadir Gecesi Kur'an-ı Kerim'de geçiyormu? |
|
|
| |
Cevap:
“Biz onu (Kur'an'ı) Kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesinin ne olduğunu sen bilir misin? Kadir gecesi, bin aydan hayırlıdır. O gecede, Rablerinin izniyle melekler ve Ruh (Cebrail), her iş için iner dururlar. O gece, esenlik doludur. Ta fecrin doğuşuna kadar.”(Kadir suresi)Yukarıdaki ayetlerde görüldüğü gibi Kur’an-ı Kerim de kadir gecesi anlatılmaktadır. Duhan suresi 3. ayette ise Rabbimiz “Biz onu (Kur'an'ı) mübarek bir gecede indirdik. Kuşkusuz biz uyarıcıyızdır.” Buyurmaktadır. İslam alimlerinin çoğunluğuna göre burada işaret edilen gece Kadir gecesidir.Çünkü diğer ayetlerde Kur’an’ın ramazan ayında ve kadir gecesinde indirildiği belirtilmektedir.Bir grup İslam alimi ise Duhan suresindeki ayetle Berat gecesine işaret edildiği görüşündedirler.
|
|
| |
| Soru: |
|
5 vakit namaz Kur'an-ı Kerim'de geçiyormu? |
|
|
| |
Cevap:
Belirli şartları taşıyan Müslümanlara günde beş vakit namazın farziyeti Kitap, sünnet ve icma ile sabittir. Beş vakit namazın eda edileceği vakitlere ve ne şekilde eda edileceğine Kur'an-ı Kerim'in bir kısım ayetlerinde mücmel olarak işaret olunmuş, bu işaretler Rasalül1ah (s.a.)'in kavli ve fiili sünnetiyle açıklık kazanmıştır. Bilindiği üzere Kur ' an-ı Kerim ' deki mücmel emir ve hükümleri açıklama yetkisi, Onu insanlara tebliğle görevli olan Peygamber (s.a.) Efendimize aittir. O namazı bizzat kılarak ve Müslümanlara imam olup kıldırarak nasıl kılınacağını öğrettiği gibi bunların vakitlerini de göstermiştir. Gerek kılınış şekli, gerek vakitleri ile ilgili bu uygulama ameli tevatür o1arak, günümüze kadar devam etmiştir. Kur'an-ı Kerim' de beş vakit namaza mücmel olarak işaret eden ayetlerden Taha Süresinin 130 uncu ayetinde: "...Güneşin doğmasından önce de, batmasın dan önce de Rabbını övgü ile tesbih et. Gecenin bazı saatlerinde ve gündüzün etrafında (iki ucunda) da tesbih et ki, rızaya ulaşasın." buyurulmuş; güneşin doğmasından ve batmasından önce, gece saatlerinde ve gündüzün iki ucunda olmak üzere beş ayrı vakitte Cenab-ı hakk' ı tesbih yani namaz kılmak emredilmiştir.
Bakara Süresinin 238 inci "namazlara ve ayrıca orta namaza devam edin" mealindeki Ayet-i kerimede "namazlar" anlamındaki "salâvat" kelimesi çoğuldur. Arapça da çoğul üçten başlar. "İki'' ye tesniye denir ve ''iki namaz'' sözü "salateyn'' şeklinde söylenir. Demek oluyor ki, ayetteki ''salavat'' sözünden en az üç namaz anlaşılır. Ayrıca bir de "orta namaz" var. Çünkü matuf, matuf aleyhten (üzerine atıf yapılandan) ayrıdır. Bu sebeple "orta namaz", "namazlar'' ifadesine dahil olmadığı gibi, her iki yanında eşit sayı bulunmadığı için, üç namazın arasında yer alacak bir namaza ''orta namaz'' denilmesi de mümkün değildir. O halde, ayetteki "salavat" kelimesi, en az dört namazı ifade eder. Orta namaz buna eklendiğinde beş vakit namaz ortaya çıkar. Orta namazın ikindi namazı olduğu bazı hadislerde açıklanmıştır.
Hüd süresinin 114'üncü ayetinde ise, "Gündüzün iki ucunda ve gecenin (gündüze) yakın saatlerinde namaz kıl..." buyurulmaktadır. . Ayet-i celilede ''gündüze yakın saatler" anlamındaki "zülef" kelimesi, "zülfe" nin çoğuludur. Yukarıda belirtildiği üzere en az üç adedi ifade eder. demek oluyor ki, bu ayete göre gecenin gündüze yakın saatlerinde, (akşam, yatsı ve sabah namazı olmak üzere) en az üç namaz var. Ayrıca gündüzün iki ucunda da iki vakit var. Böylece bu ayet-i kerimeden de namazın beş vakit olduğu anlaşılmaktadır.
Bunlardan başka Nisa, 4/103. Hud, 11/114; İsra, 17/78; Rum, 30/17-18; Nur, 24/36; Kaf, 50/39-40; Dehr (İns8n) , 76/25-26 ayet.-i kerimelerinde de beş vakit namaza veya vakitlerine mücmel o1arak işaret eden ifadeler bulunmaktadır. Bu mücmel ifade ve işaretler, Rasulüllah ( s.v. ) , in söz ve uygulamalar ile açıklanmış, onun açıkladığı ve uyguladığı şekilde bütün Müslümanlar tarafından ameli uygulama olarak günümüze kadar devam ettirilmiştir. Asr-ı Saadetten beri her asırda Müslümanlar beş vakit namaz kılmış hiç kimse bunun aksini söylememiştir. Bu itibarla "Kur'an' da beş vakit namazın bulunmadığı iddiasının ilmi hiç bir değeri yoktur. (Din İşleri Yüksek Kurulu) |
|
| |
| Soru: |
|
3 ihlas 1 Fatiha okurken her ihlasın başında besmele çekmek gerekiyormu? |
|
|
| |
Cevap:
Evet besmelenin okunması gerekir |
|
| |
| Soru: |
|
Kendi kendimize başkasının aleyhinde konuşmak gıybetmidir? |
|
|
| |
Cevap:
Peygamber Efendimiz bir gün ashabına, "Gıybet nedir, bilir misiniz?" diye sorar. Sahabi "Allah ve Peygamberi daha iyi bilir" cevabını verince, Peygamberimiz (s.a.v.)"Kardeşini, hoşlanmayacağı bir şeyle gıyabında anmandır." buyurur. Sahabi; "Ya söylediğim kardeşimde varsa?" deyince, "Eğer söylediğin onda varsa, gıybet etmiş olursun. Şayet söylediğin onda yoksa, o takdirde ona iftira atmış olursun." cevabını alır. (Müslim, Birr, 70) Peygamberimizin hadisinde ki tarife baktığımızda başkalarının yanında söylemediğiniz için kendi kendinize konuşmanız gıybet olmaz, fakat bir müslümanın kendi kendine de olsa Müslüman kardeşini onun hoşlanmayacağı şeyle anması doğru bir davranış değildir, bu tür davranışlardan uzak durmak gerekir. |
|
| |
| Soru: |
|
Camın veya bardağın kırılması hayra alametmidir? |
|
|
| |
Cevap:
Bu halk arasında dolaşan batıl inançlardandır. |
|
| |
| Soru: |
|
Her Resul Nebidir ama her Nebi resul değildir.anlamı nedir? |
|
|
| |
Cevap:
Yüksek olmak ve haber vermek anlamındaki "n-b-e" kökünden türeyen nebi (çoğulu enbiyâ) sözlükte, haber veren, yüksek ve düz olmayan yer, çok ve geniş yol demektir. Terim olarak Allah'ın, dini kurallarını, emir ve yasaklarını, öğüt ve tavsiyelerini insanlara bildirmesi için görevlendirdiği insanlara denir. Bu insanlara, peygamber, nebî dendiği gibi resul ve mürsel (elçi) de denir.
İslâm bilginleri resul ile nebi arasında fark olduğunu, yeni bir kitap ve yeni bir şeriatla gönderilen peygamberlere resul-mürsel, yeni bir kitap ve yeni bir şeriatla göndermeyip, önceki bir resulün kitap ve şeriatını tebliğ etmekle görevli peygamberlere ise nebi dendiğini söylemişler ise de, Kur'ân'da böyle bir ayırım bulunmamakta, aksine nebilere kitap, hüküm, hikmet verildiği ve vahyedildiği bildirilmektedir. Bakara sûresinin 213. âyetinde nebilerle beraber kitap indirildiği bildirilmektedir: "İnsanlar bir tek ümmet idi. Allah, nebileri müjdeciler ve uyarıcılar olarak gönderdi, anlaşmazlığa düştükleri konularda insanlar arasında hükmetsinler diye, O nebilerle beraber gerçekleri içinde taşıyan kitap indirdi..."
Âl-i İmrân sûresinin 81. âyetinde nebilere kitap ve hikmet verildiği ifade edilmektedir: "Allah, nebilerden şöyle söz almıştı: Bakın size kitap ve hikmet verdim, sonra yanınızda bulunan kitapları doğrulayıcı bir rasûl geldiğinde ona mutlaka inanacak ve ona mutlaka yardım edeceksiniz. Bunu kabul ettiniz mi ve bu hususta ağır ahdimi üzerinize aldınız mı? demişti. Kabul ettik dediler..."
Âl-i İmrân sûresinin 70. âyetinde kitap, hüküm ve nübüvvet verilmesi birlikte zikredilmiştir; "Hiçbir insana yakışmaz ki, Allah ona kitap, hüküm ve nübüvvet versin de sonra o insanlara Allah'ı bırakıp, bana kullar olsun desin..." (Casiye, 45/16; Ankebût, 29/27; Hadîd, 57/26).
Nisâ sûresinin 163. âyetinde nebilere vahiy indirildiği bildirilmiş, bir sonraki âyette bunlara resul denilmiştir: "Nuh'a ve ondan sonra gelen nebîlere vahyettiğimiz gibi (Ey Muhammed!) sana da vahyettik. Nitekim İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakub'a, torunlarına, İsâ'ya, Eyyub'a, Yunus'a, Harun'a, Süleyman'a da vahyetmiş ve Dâvûd'a Zebur vermiştik. Daha önce sana anlattığımız ve sana anlatmadığımız elçilere (resul) de vahyetmiştik." Kur'ân'da nebilere kitap verildiğinin bildirildiği gibi, resullere de kitap verildiği bildirilmiştir (Hadid, 57/25).
Bir âyette resul ve nebi kelimeleri atıf harfi ile peş peşe zikredilmiştir: "Senden önce hiçbir nebi ve resul göndermedik ki, o bir şey arzu ettiği zaman şeytan, onun arzusu içerisine mutlaka (bir düşünce) atmış olmasın..." (Hac, 22/52). Ebû Zerri'l-Gifârî; Ya Rasûlallah! Nebilerin evveli hangisidir diye sormuş, Peygamberimiz "Âdem'dir" demiştir. "O nebî mi idi?" diye sormuş, "Evet nebi idi" cevabını vermiştir (Ahmed, V/178). "Ya Rasûlallah! Nebilerin sayısı kaçtır" diye sormuş, "124.000'dir" diye cevap vermiştir (Ahmed, V/179). "Ya Rasûlallah! Onlardan kaçı resuldür" diye sormuş, "315'i" cevabını vermiştir (Ahmed, V/179). Rasûl ve nebi kelimelerinin geçtiği âyetler birlikte değerlendirildiğinde her ikisinin de ortak vasıflara sahip olduğu görülmektedir. Bu vasıflar; kitap, hikmet, nübüvvet ve hüküm verilmesi, vahyedilmesi, uyarıcı ve müjdeciler olarak gönderilmiş olması ve mücrimlerin düşmanlığına maruz kalmaktadır. (Âl-i İmrân, 3/79, 81; Nisâ, 4/63-165; Ahzap, 33/45; Hadîd, 57/25-26). ( DİNİ KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ D.İ.B.)
|
|
| |
| Soru: |
|
Salatantuncina duası Peygamberimizden gelen bir duamıdır.Bazı yerlerde Namazın farzından hemen sonra okunuyor.Bu uygulama sünnetmidir.? |
|
|
| |
Cevap:
Farz namazlardan sonra Peygamberimize salavat getirmek , sünnettir. Nitekim, Ebu Davud, Nesaî ve Tirmizî’in rivayet ettiği bir hadiste peygamberimiz(a.s.m) şöyle buyurmuştur. “Biriniz namazı kıldıktan sonra, Allah’a hamdu sena etsin, sonra Peygamber’e salavat getirsin, ondan sonra dilediği duaları yapsın.” |
|
| |
| Soru: |
|
yabancı dil öğrenmek sünnetmidir? |
|
|
| |
Cevap:
Hicretin dördüncü senesinde Peygamber Efendimiz, Zeyd bin Sabit’e Yahudî yazısını, yani İbraniceyi öğrenmesini emretti "Ben yazılarımı, onların değiştirmeyeceklerinden emin değilim" (Taberî, 3:42; Müsned, 5:1856) buyurdu.Bunun üzerine Hz. Zeyd, 15 gün içinde İbraniceyi öğrendi, hatta onda maharet sahibi oldu. Resûl-i Kibriyâ Efendimiz, bundan sonra Yahudîlere birşey yazacağı zaman, onu Hz. Zeyd'e yazdırır, Yahudîlerden gelen yazıları da ona okuturdu.Yine birgün Resûl-i Kibriyâ Efendimiz, Hz. Zeyd'e, "Süryaniceyi güzelce okuyup yazabilir misin? Çünkü bana, Süryanice yazılar geliyor" dedi.Hz. Zeyd cevaben, "Hayır, iyi okuyup, yazamam" deyince, Peygamber Efendimiz:"O halde sen onu iyice öğren" buyurdu.( Müsned, 5:182)Bu emir, üzerine Hz. Zeyd bin Sâbit 17 günde de Süryaniceyi öğrendi. Yukarıdaki hadis-i şeriflerden de anlaşıldığı gibi Peygamber efendimiz (s.a.v.) yabancı dil öğrenmeyi tavsiye etmiştir.
|
|
| |
| Soru: |
|
Cenaze,cuma için sala okumak bidatmidir?peygamberimiz döneminde varmıydı? |
|
|
| |
Cevap:
Bu uygulama Hz. Peygamber ve ilk dönemlerde bulunmadığı halde, daha sonra ortaya çıkmıştır. |
|
| |
| Soru: |
|
Futbolcunun diz kapağı üzeri açıksa kazandığı para harammıdır? yoksa sadece günahmıdır? |
|
|
| |
Cevap:
Farz olan tesettür hükmünü yerine getirmediği için günaha girer. |
|
| |
| Soru: |
|
Namazda zamm-ı süreyi okuduktan sonra yanlışlıkla sadakallahülazim dadim. Sevih Secdesi yapmam gerekirmi?
|
|
|
| |
|
| |
| Soru: |
|
Kıldığım Namazı tuttuğum orucu Allah'ı tesbih etmemi verdiğim sadakayı vs. kısaca yapmış olduğum ibadetlerin sevabını gıybetini ve iftirasını yapmış olduğum insanlara hediye ediyorum ve onlar hakkında istiğfar ediyorum.Bu şekilde yapmamın bana faydası varmıdır? |
|
|
| |
Cevap:
Gıybet ve iftira etmek dinimizce kesin olarak yasaklanmıştır yani haramdır. Mümin bu gibi kötü davranışlardan uzak durmalıdır. Gıybet ve iftira etmek kul hakkı ile ilgili olduğundan hakkını üzerinize geçirmiş olursunuz kişilerle helalleşmeniz gerekir. Peygamberimiz (s.a.v) bir hadis-i şerflerin de “Gıybet eden, gıybet edilen için mağfiret dilerse gıybet günahına kefaret olur.” (Hatib) buyurmuştur. Gıybetini yaptığımız kişilerin affı ve tüm hayatlarının rahmetle ve ihsanla kuşatılması için, ısrarla ve vazgeçmeden duada bulunmalıyız. Bununla beraber bir daha gıybetlerini yapmamak için de ilâhî yardım dileğimizi ihmal etmemeliyiz. |
|
| |
| Soru: |
|
Bir Hoca bir konuda Müstehap, başka bir Hoca Sünnet diyorsa ne yapmak gerekir? |
|
|
| |
Cevap:
İlmihal kitaplarında Mükellefin Fiilleri (Ef’al-i Mükellefin) başlığı altında bu konu anlatılmaktadır, oradan istifade edilebilir. Diyanet İşleri Başkanlığımızın yayınladığı ilmihal kitaplarını tavsiye ederiz. |
|
| |
| Soru: |
|
Merhabalar. Benim sorum şu:
Şu an Türkiye'ye Lyoness Tic. Ltd. Şt. adıyla yeni bir sistem gelmektedir. Sistem şu: Lyoness üyelerinin, lyoness ile anlaşmalı iş yerlerinden indirimli alış-veriş yaptığı bir sistem. Lyoness e üye olan kişilere Cashback diye adlandırılan bir kart verilmektedir. Kiler kart yada money kart gibi. Ve alış-verişini yapan kişi kasada bu kartı gösterdiği zaman indirim kazanmaktadır. Bu indirim ise direk hesabına nakit olarak yansıtılmaktadır. Ben bu sisteme üye kazandırdığımda ise üyelerimin yaptığı alışverişlerden de nakit olarak pay almaktayım. Örneğin; Benim üye yaptığım kişi alış-veriş yaptığında %0.5 i, onun üye yaptığı kişi alış-veriş yaptığında ise yine %0.5 i benim hesabıma nakit olarak geçmektedir.Kendi yaptığım alış-verişin ise %1 i bana nakit olarak dönmektedir. İki alt üyeden sonraki alt üyelerin yaptığı alış-verişler ise belli bir sınıra geldiğinde lyoness pozisyon hesabı sistemi ile hesaplandıktan sonra hesabıma nakit olarak geçmektedir.
Bu sistemde alt üyelerin alış-verişinden üst üyeler, üst üyelerin alış-verişinden de alt üyeler kazanabilmektedirler. Pozisyon hesabı sistemi bunu sağlamaktadır. Tabii üstte yer alan üyeler her zaman daha çok kazanır.
Bu sistemde kazanç; yapılan alış-verişlerden elde elde edilen indirimin, üyeler arasında nakit olarak pay edilmesine dayanır. 100 TL lik alışverişte %15 indirim varsa bu 15 TL nin:
1-Lyoness
2-Üyeler
3-Çocuk ve Aile Yardımlaşma Fonu
4-Vergi Olarak Devlet
arasında paylaşılmasıdır.
Sistemde amaç; büyük bir tüketici topluluğu oluşturarak firmalardan indirim kazanmak ve alış-verişlerden üyelere para kazandırmaktır.
soru1: Bu sistemden kazanılan para helal midir?
soru2: Benim alt üyelerim haram olan bir alış veriş yaptığında(içki,sigara vs.) bana bir günahı olur mu?
Teşekkürler. İyi çalışmalar. |
|
|
| |
Cevap:
Bir uyanık 5 lira değerinde bir malı 15 liraya satıyor. Sattığı müşterisine de diyor ki, bana iki tane daha müşteri bul, 15 liraya aldığın malın 5 lirasını sana iade edeyim. Böylece bu müşteriden, 10 lira değil de beş lira kazanmış oluyor. Ama diğer ikisinden kazandığı onar lirayı da hesap edersek bu kazancı zincirleme olarak sürekli artırıyor. Yani geçen yıllarda söz konusu olan bir saadet zinciri kurmuş oluyor. Bu olay serbest irade beyanına dayalı yeni bir akit türü olarak bakılabilir ve kıyasen caiz görülebilir. Ancak Hanefilerin İstihsan kavramları tam da böyle durumlar için vardır ve meselenin şeklinden çok, anlamına ve içeriğine bakmayı gerektirir. Konuya bu açıdan baktığımızda zincirleme bir aldatmanın olduğunu görürüz. Herkes alacağı mal için değil, bu zincirin ilerleyen halkalarında kendisine gelecek olan dolarlar için sisteme katılır. Bu dolarlar, karşılığı olmayan dolarlardır. Zincire sonradan katılanlar sürekli öncekilere çalışır ve çarkın kendisinden yana dönebilmesi için hep yeni katılanların olması gerekir. Ya da herkes girerken aldanır, sonra girenleri aldatır. Sözleşmenin bir yerde kesildiğini düşünürsek, sisteme yeni katılanlar safi aldanmış olacaklardır. İşin organizatörü ise herkesi aldatır. İslam'ın alışverişten hedeflediği maksatlara baktığımızda bu sistemin alışveriş anlamında olmadığı açıktır ve caiz olması mümkün gözükmemektedir.( Prof. Dr. Faruk BEŞER) |
|
| |
| Soru: |
|
3407- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Kocalarından ayrılmak, ve muhalea yapmak isteyen kadınlar münafıklardır. (Müsned: 8990)
Bu hadise göre sebepsiz yere kocasından kendisini boşamasını isteyen kadın dinden çıkarmı? |
|
|
| |
Cevap:
Dinden çıkmaz fakat günaha girer. |
|
| |
| Soru: |
|
2005 yılından beri bir ilişkim var ve seneye ewlenmeyi düşünüyoruz şuan askerde aklıma takılan biz imam nikahı kıydırmak istediğimizde ne gibi olumsuzluklar olur birde duyumlarıma göre önce başka bir erkekle nikahlanıpp birlikte olup sonra o erkek beni boşayıp öylelikle birlikte oldugum insanla imam nikahı kıyabilirmişim bu bilgi ne kadar doğrudur cevabınız için şimdiden teşekkür ederim iyi çalışmalar |
|
|
| |
Cevap:
Resmi nikah yapılmadan dini nikah yapılması doğru değildir. Zaten böyle bir muamele kanunen de suç sayılmaktadır. Yalnız kalınca günah işlemiş olmamak için dini nikahın yapılması daha sonra telafisi çok zor durumlara sebebiyet vermektedir. Özellikle kadının dini ve dünyevi hukukunun korunması açısından resmi nikah yapılmadan dini nikah yapılmamalıdır. Nikahtan sonra karı-koca olarak birbirlerine karşı hak ve sorumlulukları olacaktır. Fakat evlilik olmadığı için bunları yerine getirmek mümkün olmadığından dolayı dinen vebal altında kalınacaktır. Bir anlaşmazlık olduğunda erkek kızı boşamaz ise kız bir başkası ile evlenemeyecektir. Ayrıca ölüm veya ayrılık gibi bir durumda kadın resmi nikahı olmadığı için hukuken hak talep edemeyecektir. |
|
| |
| Soru: |
|
Hocam vakit namazlarimi kilmaya calisiyorum ama 5/6 gundur iltlihapli kanamam var herhalde kil donmesi olmus surekli degil ama egilip kalktikca oldugunu hissediyorum;
Birde ben Sakarya`ya geleli bir ay oldu burada Allah utandimasin ise basladim ama ailem evim ikametim Ankara'da.Ayda bir hafta sonu icin Ankara'ya gidip geliyorum.Sakaryada'ki Namazlarimi normal kiliyorum Ankara'dakilerini seferi kiliyorum;
Hocam bu iki durumumu aydinlatirsaniz sevinirim.
TESEKKUR EDERIM ALLAHA EMANET OLUN |
|
|
| |
Cevap:
Devamlı burun kanaması, idrarı tutamama, devamlı kusma, yaranın devamlı kanaması gibi abdesti bozan ve kısmen süreklilik taşıyan bedenî rahatsızlıklara ilmihal dilinde özür (mazeret), böyle kimselere de özürlü kimse (mâzur, mâzure) denilir. Yukarıda sayılan türde olup en az bir namaz vakti süresince devam eden bedenî rahatsızlıklar özür hali sayılır. Özürlü kimse her namaz vakti için abdest alır, bu özür halinin abdesti bozmadığı var sayılarak o vakit içinde aldığı abdestle, onu bozan yeni bir durum meydana gelmedikçe, dilediği kadar farz, vâcip, sünnet, eda ve kazâ namazı, cuma ve bayram namazı kılabilir, Kâbe'yi tavaf edebilir, Mushaf'ı tutabilir. Namaz vaktinin çıkmasıyla özürlü kimsenin abdesti bozulmuş olur, yeni namaz vaktinde tekrar abdest alması gerekir.Bir kimse doğup yerleştiği veya karısının yerleştiği yere varınca seferî olmaz. Sadece gideceği bu yer sefer mesafesi uzaklığında ise yolculuk esnasında seferî olur. (İLMİHAL) Siz hem Sakarya’da hem de Ankara’da namazlarınızı mukim olarak kılmalısınız. Yolculuk esnasında seferi olarak kılarsınız.
|
|
| |
| Soru: |
|
Evlilikte cekilen sıkıntılar sorunlar,eşimin ailemle olan sıkıntıları cekmem kadermidir? |
|
|
| |
Cevap:
Kaderi ikiye ayırabiliriz: ızdırari kader, ihtiyari kader. "ızdırari kader"de bizim hiçbir tesirimiz yok. O, tamamen irademiz dışında yazılmış. Dünyaya geleceğimiz yer, annemiz, babamız, şeklimiz, kabiliyetlerimiz ızdırari kaderimizin konusu. Bunlara kendimiz karar veremeyiz. Bu nevi kaderimizden dolayı mesuliyetimiz de yok. İkinci kısım kader ise, irademize bağlıdır. Biz neye karar vereceksek ve ne yapacaksak, Allah ezeli ilmiyle bilmiş, öyle takdir etmiştir. Sizin sorduğunuz soruda bu alanda müzakere edilebilir. Aile içinde çekilen sıkıntılar için önce çözüm yolları aranmalı, bu benim kaderim diyerek sessiz kalınmamalıdır. |
|
| |
| Soru: |
|
Kur'an-ı Kerim kaç tarihinde indiril meye başlamıştır?
|
|
|
| |
Cevap:
610 yılı Ramazan ayı 27. gecesi (Kadir gecesinde) indirilmeye başlanmıştır. |
|
| |
| Soru: |
|
1-ben evlenmeden önce eşimin babası eşime hediye olarak şuan oturduğumuz evi satın aldı ve eşimin üzerine yaptı...fakat kayınpederin emekli olmadan önce alnının teriyle kazandığı parayı daha sonra fon denilen ve içinde faizinde olduğu bir hesaba yatırmış...yani helal paranın içine haramda karışmış oldu..fakat ev hediye..bizim bu evde oturmamızın dini açıdan sakıncası bulunmaktamıdır???
2-bizim kayınpedere gidip kalmamız orda yemek yememizin bir sakıncası var mı???
3-biz bir araba almayı planlıyoruz ama kayınpeder bizim tamamlayamadığımız kısmı bize hediye vermek istiyor bunun bir sakıncası var mı???
sizden bu sorularla ilgili net cevaplar istiyorum..eğer bizi aydınlatırsanız çok minnettar olurum...
allah sizden yardımcı olsun..iyi çalışmalar... |
|
|
| |
Cevap:
Eşinizin babasının kazancının tamamı haram değildir içinde helal kazançta vardır. Size aldığı evde oturmanızda ve size vereceği parayı almanızda bir mahsur yoktur. Bunlar helal kazançtan kabul edilir. |
|
| |
| Soru: |
|
kuzenim dövme yaptırmak istiyor dövme yaptırmak günahmıdır?abdeste mani midir?
tüm yönleriyle cevap alabilir miyiz allah razı olsun.... |
|
|
| |
Cevap:
Dövme (veşm) yaptırma, Hz. Peygamber'in hadislerinde şiddetle yasaklanıp lânetlenmiş (Buhârî, "Libâs", 85-87; Müslim, "Libâs", 119), İslâm bilginleri de bunu, Allah'ın yarattığı şekil ve surette kalıcı değişiklik meydana getirdiği için câiz görmemişlerdir. Hatta başta Şâfiîler olmak üzere bir grup âlim, dövme yapılan yerde biriken kanın necis, pis olduğunu, dövmeyi yok etmenin vâcip olduğunu da ilâve ederler.( İLMİHAL D.İ.B ) Dövme deri altına yapıldığı için namaz ve gusul abdestine mani değildir. |
|
| |
| Soru: |
|
felan işi olursa ömür boyu oruc tutmayı adayanın kefareti yemın kefaretimidir? gücü yetmeyecek seyı adayanın kefartei yemın kefaretıyse boyle bır adagın kefaretıde yemın kefaretımıdır hocam yemın kefaretı vererek ödemek caızmıdır cunku ömur boyu oruc tutmak imkansızdır imkansız nezr etmek yemındır
Alıntıdır: Hastalığı iyi olursa, ömür boyu Receb ayında oruç tutacağına dair adakta bulunanın, oruç yerine yemin kefareti vermesi caizdir. Yemin kefareti, büluğa ermiş fakire verilir, çocuğa verilmez. (Redd-ül-muhtar, Hindiyye, Tahtavi)
|
|
|
| |
Cevap:
Siz yemin etmemiş adakta bulunmuşsunuz bu sebepten yemin kefareti geçerli olmaz. Öncelikle yapamayacağınız gücünüzün üstünde bir adakta bulunduğunuz için Allah’tan af dilemelisiniz. Peygamberimiz(s.a.v) bir hadisi şeriflerinde şöyle buyurmuştur: “Kim Ramazan orucunu tutar ve Şevval’den de ona altı gün daha eklerse bütün seneyi oruç tutmuş gibi olur” sizde ramazan orucunu ve ramazandan sonra şevval ayından da altı gün oruç tutarsanız bütün yılı oruçlu geçirmiş gibi olursunuz inşallah. |
|
| |
| Soru: |
|
icradan ev almayı düşünüyorum ama günahmı? değil mi? biliyorum. |
|
|
| |
Cevap:
İcrada haczedilen malı satın almak caizdir. Bir mahzur söz konusu olmaz. Sakıncalı olan icra malı oluşunu fırsat bilip de değerinden çok aşağıya fiyat vermekten, fırsatçılık etmekten meydana gelir. Karşılıklı rızalaşmak en doğru olandır. |
|
| |
| Soru: |
|
Yapılan tetkik sonucu 17 haftalık çocucuğumuz dowm sendromu teşisiyle zihinsel özürlü doğacanı öğrendik.doktorlar aldırmamızı söylediler dinen çocuğumuzu aldırmanın bir mahsuru varmıdır. |
|
|
| |
Cevap:
Gebelikten sonra, annenin hayatî tehlikesi gibi haklı, kesin ve meşru bir zaruret olmaksızın, düşürmek veya aldırmak (kürtaj) yolu ile bir canlının hayatına son verilmesi caiz değildir. Tıbben sakat doğacağı bilinse bile ceninin alınması caiz değildir.(Din İşleri Yüksek Kurulu) |
|
| |
| Soru: |
|
Kulağa yağ damlatmak ile kulak damlası aynı .Bazıları kulak damlası orucu bozmaz, kulağa yağ damlatmak orucu bozar diyor.İkisi farklı anlamdamıdır?
|
|
|
| |
Cevap:
Kulak ile boğaz arasında da bir kanal bulunmaktadır. Ancak kulak zarı bu kanalı tıkadığından, su veya ilaç boğaza ulaşmaz. Bu nedenle kulağa damlatılan ilaç veya kulağın yıkattırılması orucu bozmaz. Kulak zarında delik bulunsa bile, kulağa damlatılan ilaç, kulak içerisinde emileceği için, ilaç ya hiç mideye ulaşmayacak ya da çok azı ulaşacaktır. Daha önce de belirtildiği gibi, bu miktar oruçta affedilmiştir. Kulak damlası ile yağ damlatmak arasında fark yoktur. |
|
| |
| Soru: |
|
Benim 3 günlük kefaret orucum var.Birinci günü tuttum diyelim, ikinci gün yanlışlıkla bozuldu, tekrar birinci gündem mi başlanacak yoksa ikinci gündenmi başlanacak?
|
|
|
| |
Cevap:
Yanlışlıkla bozulmaktan maksat nedir tam anlaşılamadı. Eğer unutarak yiyip içtiyseniz orucunuz bozulmaz devam edersiniz. Bilerek bozduysanız baştan başlamanız gerekir. |
|
| |
| Soru: |
|
Seferilikte cemaatle namaz kılarken seferinin mi yoksa seferi olmayan kişininmi imam olması faziletlidir.Mesela Camide öğle namazını cematle seferi olarak kılan kişi 4 rekatmı kılması gerekir?
|
|
|
| |
Cevap:
Seferi olmayan kişinin imam olması daha faziletlidir. Seferi olan kişi namazını cemaatle kılıyorsa farz namazlarını dört rekat olarak kılar. |
|
| |
| Soru: |
|
Ben 2 yıllık Üniversiteyi Kayseride okudum ve bitirdim.Gezmeye iki günlüğüne gitsem seferi olurmuyum.Memleketimize 120.km uzaklıktadır.
|
|
|
| |
Cevap:
Evet seferi olursunuz namazlarınızı seferi olarak kılmalısınız. |
|
| |
| Soru: |
|
Resul mü yoksa Rasul mü? ikisinin farkı nedir hangisi daha faziletlidir?
|
|
|
| |
Cevap:
Arapçadaki “RA” harfinin okunuşu ile ilgilidir. “RA” harfinin harekesi üstün olduğunda kalın okunur. Rasul daha uygundur. |
|
| |
| Soru: |
|
Hacer-i esved taşı cennetten çıkma taşmıdır.
|
|
|
| |
Cevap:
Hacerü’l-esved siyah taş demektir. Kaynaklar hacerü’l-esved’in Hz. İbrahim tarafından Kabe’nin inşası esnasında tavafın başlangıç noktasını belirlemek amacıyla yerleştirildiği konusunda ittifak etmekle birlikte bu taşın menşei, tarihçesi ve mahiyeti hakkında, bir çoğu zayıf isnatlara dayanan, bazıları aynı zamanda sembolik anlamlar taşıyan çeşitli rivayetler nakledilmiştir. Bu rivayetlerde umumiyetle hacerü’l-esved’in cennetten indirildiği, Nuh tufanı sırasında Ebu Kubeys dağında korunduğu ve Hz.İbrahim’in Kabe’yi inşası esnasında oradan getirilerek yerine konulduğu ifade edilmektedir. ( İSLAM ANSİKLOPEDİSİ) |
|
| |
| Soru: |
|
Allahümme ecirna min şerrin nisa yı söylemek uygunmudur?kadınların şerrinden demek sakıncalı değilmidir?kötü kadınlar denmesi doğru değili?burada bütün kadınlardan bahsetmiyormu? |
|
|
| |
Cevap:
Burada kadınlardan maksat kötü kadınlardır. |
|
| |
| Soru: |
|
faizsiz inek kredisi çekeceğiz yanlız inek için kullanmayacağız krediyi ev yapımı için kullanacağız |
|
|
| |
Cevap:
Söylediğiniz durumda hile ve devleti aldatma vardır caiz olmaz. |
|
| |
| Soru: |
|
Uzakta olan imam nikahlı eşim yokken istimma mastürbasyon yapsam günahmıdır?. Yani Şuan evliyim ancak eşim başka bir şehirde.. Bu nedenle de bazı durumlarda çok sıkıntı çekiyorum. Bununla ilgili bilgi verirseniz sevinirim? |
|
|
| |
Cevap:
"Dinimiz, kişilerin cinsel ihtiyaçlarını meşru bir şekilde gidermelerini öngörmektedir. Hz. Peygamber(s.a.v.), "Sizden evlenme çağına gelip de buna güç yetirenler evlensin, evlenmeye imkan bulamayanlar ise oruç tutsun" buyurarak orucun şehveti azaltıcı özelliğine işaret etmiştir. Ancak, cinsel duygusu baskın gelen ve bundan dolayı sıkıntıya düşecek veya sağlığı etkilenecek bekârlar la, eşiyle beraber olma imkanı bulamayan evlilerin alışkanlık haline getirmemesi kaydıyla mastürbasyon yapmalarında sakınca görülmemiştir." (D.İ.Y.K.)
|
|
| |
| Soru: |
|
insn kendi ruhuna fatiha okurmu okursa neden? |
|
|
| |
Cevap:
Yapmış olduğumuz bütün ibadetlerin sevabını ahiret te alacağız, ayrıca kendi ruhuma diyerek Fatiha okunması gerekmez. |
|
| |
| Soru: |
|
merhabalar sayın yetkili 6 aydır iş bulamadığım için eşimle sorunlar yaşıyorum 2 çocuğum var ben evliliğim bitmemesi için çaba gösteriyorum ama eşim bana boşanma davası açtı ama bende boşanmak istemiyorum eşimi ve çocuklarımı seviyorum boşamak dinen erkeğe mahsuzdur ama mahkeme boşadı o zaman eşimle dini nikahım bozulurmu ben boşanmak istemesemde bana mail olarak yanıt verirseniz sevinirim teşekkürler |
|
|
| |
Cevap:
Mahkemece boşanmış olan eşler, dinen de boşanmış olurlar. Ancak, daha önce, eşler arasında başka boşanmalar olmamış ise, mahkemenin boşaması, bir boşama sayıldığından, mahkeme kararı ile boşanmış olan eşlerin, istedikleri takdirde, -geride kalan iki talak hakkı ile- tekrar evlenmeleri mümkündür.
|
|
| |
| Soru: |
|
araba almak istiyorum fakat param yok yalnız taksitle ödeyebilirim...ama bankadan araba alablirmyim dinimizde yeri nedir ben 10 milyarlık araba buldum banka alıp bana 12 milyara satacak burada günah varmıdır. |
|
|
| |
Cevap:
Faizli işlem yapan bir kurumla çalışmak caiz değildir. Söylediğiniz banka faizle çalışıyorsa caiz olmaz. |
|
| |
| Soru: |
|
Bır oğlum oldu 3 gun once akıka kurbanı ne zaman ve nasıl kesılmelıdır akıka kurbanı kaçtanedır ve ne zamana kadar kesılır |
|
|
| |
Cevap:
Çocuğun doğumunun ilk günlerinde Allah'a bir şükran nişanesi olarak kesilen kurbana "akîka kurbanı" denilir. Esasen akîka, Arapça'da yeni doğan çocuğun başındaki saçın adıdır. Akîka kurbanı kesildiği gün çocuğun başı da tıraş edildiği için kurban bu adı almıştır. Akîka kurbanı Hanefîler'e göre mubah (bazı rivayetlerde mendup), diğer üç fıkıh mezhebine göre sünnet, Zâhirîler'e göre vâciptir. Hz. Peygamber torunları Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin için birer koçu akîka kurbanı olarak kesmiş ve ümmetine de yeni doğan kız ve erkek çocukları için akîka kurbanı kesmelerini tavsiye etmiştir. Resûl-i Ekrem'in bu tür uygulama ve tavsiyeleri dinî bir gereklilik şeklinde değil de doğum, düğün gibi mutlu olayların yakın çevreye duyurulması, sevincin onlarla paylaşılması ve neticede sosyal yapının ve dayanışmanın sağlamlaştırılması yönünde tedbir ve örnekler (sünnet, nafile ibadet) olarak algılanması daha doğru olur. Akîka kurbanı, çocuğun doğduğu günden bulûğ çağına kadar kesilebilirse de doğumun yedinci günü kesilmesi müstehaptır. Aynı günde çocuğa isim verilmesi ve saçının kesilerek ağırlığınca altın veya gümüşün tasadduk edilmesi de tavsiye edilmiştir. Kurban olmaya elverişli her hayvan akîka ya da elverişlidir. Kesilen bu kurbanın etinden kurban sahibi ve aile fertleri, yakın dostları yiyebileceği gibi tasadduk da edilebilir.
|
|
| |
| Soru: |
|
bir tanıdığım "çocuğum olursa kurban keseceğim" diye adak adamış..şimdi bir çocuğu oldu..ama maddi durumu da hiç iyi değil..evleri yok barakada yaşıyorlar.bu adaklarını kurban yerine maddi durumlarının yettiği başka birşeyle değiştirebilirlermi yada daha sonraya erteleyebilirlermi?? çocukları olduğu için hemen mi yapmaları lazım.? şimdiden Allah razı olsun.. |
|
|
| |
Cevap:
Adak, dinen mükellef olmadığı halde, kişinin farz veya vacip türünden bir ibadeti yapacağına dair Allâh'a söz vermesine denir. Şartlarına uygun olarak yapılan adağın yerine getirilmesi vaciptir. Adağı en kısa zamanda yerine getirmek gerekir. Kurban adayan kişinin adağını kurban olarak yerine getirmesi gerekir. |
|
| |
| Soru: |
|
Bilerkek eşine kızgın anında senden boşum derse ne yapmak lazım |
|
|
| |
Cevap:
İslâmî hükümlere göre eşler, en fazla iki defa boşanıp tekrar evlenebilirler. Üçüncü kez boşanırlarsa tekrar evlenmeleri artık mümkün değildir. Öfkeli iken yapılan boşama geçerlidir. Ancak şuurunu kaybedip ne dediğini bilmeyecek derecede öfkeli bir halde (cinnet ve sinir krizi geçirilmesi durumunda) yapılan boşama geçerli değildir. Buna göre; sarf ettiğiniz boşama sözlerinden birini, ne dediğinizi bilmeyecek derecede bir cinnet halinde söylemişseniz eşinizle hayatınızı birlikte sürdürebilirsiniz. Ancak üçünü de, sinirli fakat ne dediğini bilecek bir durumda söylemişseniz eşiniz üç talakla boşanmış sayılır. (Din İşleri Yüksek Kurulu) |
|
| |
| Soru: |
|
hocam merhaba elimde bir miktar para var almam gereken arabaya param yetmiyor bankadan faizle para çeksem bunun dinimiz açısından durumunu öğrenmek istiyorum
iyi çalışmalar
yasar@lenze.com.tr |
|
|
| |
Cevap:
İslâm'da faiz, kesin olarak haram kılınmıştır. Bir zaruret bulunmadıkça faiz almak da vermek de caiz değildir, iş kurmak veya genişletmek; ev, araba, vb. satın almak üzere özel kişi, kuruluş veya bankalardan alınan faizli krediler de böyledir. Ancak banka sizin adınıza arabayı alırda farkını size araba fiyatı olarak ilave ederse, arada araba satışı olduğundan, banka size arabayı sattığından faiz olmaz. Bu çeşit satışlar finans bankalarında yapılmaktadır. |
|
| |
| Soru: |
|
Zekatımı vermek istiyorum vereceğim ihtiyaç sahibi bunu bilmelimi aldım kabul ettim demelimi ? |
|
|
| |
Cevap:
Niyet bütün ibadetlerde olduğu gibi zekat ibadetinin de şartlarındandır . Zekatınızı verirken niyet etmeniz yeterlidir zekat verdiğiniz kişinin bunu bilmesi gerekmez. |
|
| |
| Soru: |
|
Tevbe süresinin başında neden besmele yazmamaktadır ? |
|
|
| |
Cevap:
Bu surenin başında “besmele”nin olmaması şu iki sebeple açıklanmaktadır: a) Bu surenin aralarındaki anlam ve içerik yakınlığı itibariyle Enfal suresinin devamı olma ihtimali. b) Surenin müşriklere ağır bir ihtarla ve onlarla yapılmış anlaşmanın bozulup savaş ilan edilmesi talimatıyla başlaması. Bu izaha göre “besmele” güven ve rahmetin ifadesi olduğundan iki zıt ifadenin birlikte okunması uygun görülmemiştir. Şayet Kur’an okunmaya bu surenin başından başlanacaksa sadece “euzü”çekilir, daha sonraki bir ayetinden başlanacaksa euzü ile birlikte besmele de okunur.Enfal suresinden Tevbe suresine geçilecek ise euzü-besmele okumaksızın kıraate devam edilir. (Kur’an Yolu Türkçe Meal ve Tefsir D.İ.B.) |
|
| |
| Soru: |
|
Ben yurtdisinda kaliyorum ve ev almak istiyorum mecburiyet karsisinda faizle . bir soru ve cevabinizi okudum birisi sormus bir cok kisi faize hayir derken sizin olur demeniz kafami giciklandirdi benm icin acik ve net bir sekilde aciklarmisiniz |
|
|
| |
Cevap:
İslam müctehid ve fakihlerinin çoğunluğuna göre, Müslüman için İslam ülkelerinde yapılması haram olan bir şeyin İslam ülkesi olmayan yani daru'l-harp sayılan yerlerde de yapılması haramdır, Bu itibarla, İslam ülkelerinde haram olan faizli akitlerin yapılması, İslam ülkesi olmayan yerlerde de haramdır. Kaldı ki Müslümanlar gayr-ı müslim ülkelerin bankalarındaki cüz'î bir faizle bekletilen dövizleriyle bu ülkenin iktisadına hizmet etmiş, katkıda bulunmuş olurlar.
|
|
| |
| Soru: |
|
Salatı tefriciye duasının 4444 okunması mı faziletli ya da bu duayı sayılandırarak okumak doğrumudur? |
|
|
| |
Cevap:
4444 Tefrîciyye veya 41 Yâsîn gibi belli sayılarda okunan dualar, zikirler, salavât, âyetler ve sureler hakkında (namazlardan sonra 33 adet olarak söylenen tesbîh, tahmîd ve tekbîr gibi pek az müstesna tutulursa) emreden, tavsiye eden bir nas yoktur. Müslüman istediği kadar Tefrîciyye diye anılan salavât veya Yâsîn suresi okuyabilir. "Bunu şu kadar okumak sünnettir, farzdır, dinin emridir..." derse veya böyle inanırsa bid'at gerçekleşir. Böyle bir inanç olmaksızın, şahsî veya başkasının tecrübesine dayanarak "Bu kadar okumanın şuna faydası oluyor, oldu" der, okur ve tavsiye ederse bu bid'at olmaz ve sakıncası da bulunmaz. (Prof. Dr. Hayrettin Karaman) |
|
| |
| Soru: |
|
benim adım Muhammet.arkadaşım bana sadece muhammet dese olur mu ? |
|
|
| |
Cevap:
Muhammet isminin konulmasında ve söylenmesinde bir sakınca yoktur. |
|
| |
| Soru: |
|
ikindi namazında hoca hep icinden dua okuyo bizimde okumamıza gerek varmı bizim bütün rekatla |
|
|
| |
Cevap:
İmama uyan bir kimse, yani muktedî, imam gizlide okusa aşikarda okusa Sübhâneke`yi okuyup sükût eder. Fâtiha ve başka âyet okumaz İmama uyan kimsenin, onun arkasında Fâtiha ve zamm-ı sûre okuması tahrîmen mekruhtur. Çünkü imam cemaata riyaseten okumaktadır. İmamın okuması cemaatın okuması yerine de geçer. |
|
| |
| Soru: |
|
Bugüne kadar hakkına girdiğimiz insanlar olmuştur.Unuttuğumuz insanların hakkını nasıl öderiz? |
|
|
| |
Cevap:
Bilinen ve ödenme imkânı olan haklar aynen ödenmeli, sahibinden de ayrıca helâllık alınmalıdır. Ödenme imkânı olup, her nasılsa sahibine ödenemeyen maddi haklar, sahibi adına, yani sevabı ona olmak üzere muhtaçlara verilmeli, sahibi için de istiğfar etmelidir. Sahibine söyleme ve ödeme imkânı olmayan, başkasına da ödenemeyen haklar için, hakkın sahibine ve kendine çokça mağfiret dilemeli, ona kendisindeki hakkını helâl ettirmesini Allah`tan israrla istemeli ve yakarmalıdır. |
|
| |
| Soru: |
|
Camide Müezzin Türkçe kamet getirse cemaatin hakkına girermi? |
|
|
| |
Cevap:
Kamet getirmek sünnettir ve orijinal şekliyle yani Arapça olarak okunmalıdır. Arapça okunmadığında sünnete uyulmuş olmaz dolayısıyla sünnet sevabından mahrum kalınır. |
|
| |
| Soru: |
|
kur'an-Kerim'de namazın beş vakit oldğu var mıdır? |
|
|
| |
Cevap:
Belirli şartları taşıyan Müslümanlara günde beş vakit namazın farziyeti Kitap, sünnet ve icma ile sabittir. Beş vakit namazın eda edileceği vakitlere ve ne şekilde eda edileceğine Kur'an-ı Kerim'in bir kısım ayetlerinde mücmel olarak işaret olunmuş, bu işaretler Rasalül1ah (s.a.)'in kavli ve fiili sünnetiyle açıklık kazanmıştır. Bilindiği üzere Kur ' an-ı Kerim ' deki mücmel emir ve hükümleri açıklama yetkisi, Onu insanlara tebliğle görevli olan Peygamber (s.a.) Efendimize aittir. O namazı bizzat kılarak ve Müslümanlara imam olup kıldırarak nasıl kılınacağını öğrettiği gibi bunların vakitlerini de göstermiştir. Gerek kılınış şekli, gerek vakitleri ile ilgili bu uygulama ameli tevatür o1arak, günümüze kadar devam etmiştir. Kur'an-ı Kerim' de beş vakit namaza mücmel olarak işaret eden ayetlerden Taha Süresinin 130 uncu ayetinde: "...Güneşin doğmasından önce de, batmasın dan önce de Rabbını övgü ile tesbih et. Gecenin bazı saatlerinde ve gündüzün etrafında (iki ucunda) da tesbih et ki, rızaya ulaşasın." buyurulmuş; güneşin doğmasından ve batmasından önce, gece saatlerinde ve gündüzün iki ucunda olmak üzere beş ayrı vakitte Cenab-ı hakk' ı tesbih yani namaz kılmak emredilmiştir.
Bakara Süresinin 238 inci "namazlara ve ayrıca orta namaza devam edin" mealindeki Ayet-i kerimede "namazlar" anlamındaki "salâvat" kelimesi çoğuldur. Arapça da çoğul üçten başlar. "İki'' ye tesniye denir ve ''iki namaz'' sözü "salateyn'' şeklinde söylenir. Demek oluyor ki, ayetteki ''salavat'' sözünden en az üç namaz anlaşılır. Ayrıca bir de "orta namaz" var. Çünkü matuf, matuf aleyhten (üzerine atıf yapılandan) ayrıdır. Bu sebeple "orta namaz", "namazlar'' ifadesine dahil olmadığı gibi, her iki yanında eşit sayı bulunmadığı için, üç namazın arasında yer alacak bir namaza ''orta namaz'' denilmesi de mümkün değildir. O halde, ayetteki "salavat" kelimesi, en az dört namazı ifade eder. Orta namaz buna eklendiğinde beş vakit namaz ortaya çıkar. Orta namazın ikindi namazı olduğu bazı hadislerde açıklanmıştır.
Hüd süresinin 114'üncü ayetinde ise, "Gündüzün iki ucunda ve gecenin (gündüze) yakın saatlerinde namaz kıl..." buyurulmaktadır. . Ayet-i celilede ''gündüze yakın saatler" anlamındaki "zülef" kelimesi, "zülfe" nin çoğuludur. Yukarıda belirtildiği üzere en az üç adedi ifade eder. demek oluyor ki, bu ayete göre gecenin gündüze yakın saatlerinde, (akşam, yatsı ve sabah namazı olmak üzere) en az üç namaz var. Ayrıca gündüzün iki ucunda da iki vakit var. Böylece bu ayet-i kerimeden de namazın beş vakit olduğu anlaşılmaktadır.
Bunlardan başka Nisa, 4/103. Hud, 11/114; İsra, 17/78; Rum, 30/17-18; Nur, 24/36; Kaf, 50/39-40; Dehr (İns8n) , 76/25-26 ayet.-i kerimelerinde de beş vakit namaza veya vakitlerine mücmel o1arak işaret eden ifadeler bulunmaktadır. Bu mücmel ifade ve işaretler, Rasulüllah ( s.v. ) , in söz ve uygulamalar ile açıklanmış, onun açıkladığı ve uyguladığı şekilde bütün Müslümanlar tarafından ameli uygulama olarak günümüze kadar devam ettirilmiştir. Asr-ı Saadetten beri her asırda Müslümanlar beş vakit namaz kılmış hiç kimse bunun aksini söylememiştir. Bu itibarla "Kur'an' da beş vakit namazın bulunmadığı iddiasının ilmi hiç bir değeri yoktur. (Din İşleri Yüksek Kurulu)
|
|
| |
| Soru: |
|
Bir namaz vaktinin sünnetine hem o vaktin sünneti ve kılınmayan o vaktin farzı diye niyet edilirmi? |
|
|
| |
Cevap:
Bir ibadete iki niyet yapılmaz. Hanefi mezhebine göre, üzerinde namaz borcu olanlar, üzerimde kaza namazım var diye revatip olan sünnetleri terketmezler. Hem bu sünnetleri eda ederler, hem de fırsat buldukça vaktinde kılamadıkları namazları kaza ederler. Rasulüllah (S.A.V.) bir hadis-i şeriflerinde: "Kulun kıyamet günü ilk hesaba çekileceği konu, farz namazlardır. Eğer bu tamamsa işi kolaylaşmıştır. Aksi halde, "bakın bakalım, nafileden, bir şeyi var mı?" denir. Nafile ile farz eksikleri tamamlanır.."buyurmuştur.
|
|
| |
| Soru: |
|
Parayı vadesiz olarak bankada bekletmek caiz midir? |
|
|
| |
Cevap:
Faizli işlem yapan kurumlarla iş yapmak caiz değildir. Fakat faizsiz çalışan finans kurumları ile çalışabilirsiniz. Dolayısıyla paranızı faizsiz çalıştırma imkanınız bulunmaktadır. |
|
| |
| Soru: |
|
kızımın ölüsünü öpeyim ki demek yemin midir ; yeminse nasıl bozulur |
|
|
| |
Cevap:
“Kızımın ölüsünü öpeyim” sözü yemin değildir. Fakat Müslüman bu tür sözlerden uzak durmalıdır. Bundan dolayı tevbe etmeli ve bir daha söylememeye çalışmalısınız.
|
|
| |
| Soru: |
|
namazda haşr süre. son 3 ayetinin ilk 2 sini ilk rekatta son ayetini de sonraki rekatta okunur mu |
|
|
| |
|
| |
| Soru: |
|
imam nikahı şartmıdır? tarafların rızası olduktan sonra resmi nikah kıyılsada geçerlimidir?
|
|
|
| |
Cevap:
İslami hükümlere göre nikah, evlenme ehliyetine sahip ve aralarında evlenmelerine dini açıdan bir engel bulunmayan kadın ile erkeğin (veya vekillerin) şahitlerin huzurunda "...seni aldım, sana vardım... nikahladım zevceliğe kabul ettim..." gibi sözlerle, birbirleriyle evlenmeleri konusunda karşılıklı rızalarını ifade etmelerinden (îcap ve kabulden) ibaret bir akittir. Bu nikah akdinin gizli değil kendi ailesi ve yakın çevresinin bilgisi dahilinde icra edilmesi ihmali uygun olmayan bir görevdir. Nikahın mutlaka din görevlisi veya bir başka şahıs tarafından kıyılması gerekmez. Evlenecek olan kadın ve erkeğin (veya vekillerinin) şahitler huzurunda ailesi ve yakın çevresinin bilgisi dahilinde alenen, "...aldım, ...vardım...." gibi sözleriyle nikah akdedilmiş olur.Burada nikah kıyan şahsın görevi, evlenenlere nikahın akdi için gereken şartları yerine getirmek ve bu akdin resmen tescil işlemini yapmaktır. İmamın görevi ise dua etmekten ibarettir. Resmi prosedür doğrultusunda kıyılan nikah dinen de geçerli bir evlilik aktidir. Buna göre resmi nikahtan sonra dini nikah adı altında yeni bir nikah akdi gerçekleştirmeye gerek yoktur. Konuyla ilgili ayrıntılı bilgiyi Diyanet İşleri Başkanlığı, "İslam İlmihali" 2. Cildinde bulabilirsiniz |
|
| |
| Soru: |
|
ben çalışan bir bayanım ve eşimden gizli para biriktiriyorum eşime sormadan harcama yapmam günah mı |
|
|
| |
Cevap:
Evli bir kadın kendi parasını kocasından habersiz/izinsiz harcayabilir; ancak bu hak kullanılırken aile içi huzursuzluğun oluşmasına meydan vermemeye çalışmalıdır. (D.İ.Y.K.) |
|
| |
| Soru: |
|
Yahudilere ve Hristiyanlara benzememek için peygamber efendimizin "saçlarınızı ve sakallarınızı boyayınız" diye bir hadisi var diyorlar.Acaba böyle bir hadis var mı? |
|
|
| |
Cevap:
“Yahudiler ve Hıristiyanlar saçlarını boyamazlar siz onlara muhalefet edin” (Buhari,Libas,67, Müslim,Libas,80) Bu hadis Tirmizi de “(Saçınızdaki) akların rengini değiştirin,Yahudilere benzemeyin.” şeklinde gelmiştir. İslam âlimeleri bu hadisi şu şekilde açıklamışlardır: Bir yerde saç boyama âdeti varsa, buna uymamak dikkatleri çekeceğinden mekruhtur. Aksi de böyledir, yani boyama âdetinin olmadığı bir yerde boyama dikkat çekeceğinden mekruhtur. Hüküm, ağaran saçın manzarasına bağlıdır. Yani, bir kimsenin ağaran saçı güzel bir manzara arz ediyor, boyanma halinden daha nazif ve nezih görünüyorsa, boyamamak evladır, aksine akları çirkin bir manzara arz ediyorsa boyanması evladır. (Kütüb-i Sitte Tercüme ve Şerhi Prof. Dr. İbrahim Canan) |
|
| |
| Soru: |
|
Dizlerinde menisküs yırtığı olan biri nasıl namaz kılmalıdır? |
|
|
| |
Cevap:
Namaz, kulun Allah'a en çok yakınlık kazandığı bir ibadettir. Bu niteliğinden dolayı Hz. Peygamber (s.a.v) bu ibadeti "en hayırlı amel" (İbn Mâce, Taharet, 4)olarak tanımlamış, kıyamet gününde hesabı sorulacak ilk amelin namaz olacağını bildirmiştir. (Tirmîzî, Salât, 188) Bu sebeple namazın terk edilmesine izin verilmemiş, ima ile de olsa mutlaka kılınması istenmiştir. Hz. Peygamber "Kim namazı kasten terk ederse Allah'ın himayesi ondan uzak olur." (Ahmed b. Hanbel, Müsned, VI. 421) buyurmuştur.
Namaz ibadetinin rükünlerinin neler olduğu Kur'an ve Sünnette belirtilmiş ve nasıl uygulanacağı da bizzat Hz. Peygamber (s.a.v.) tarafından sözlü ve pratik olarak ortaya konulmuştur. Bu rükünler iftitah tekbiri, kıyam, kıraat, rüku, secde ve ka'de-i ahiredir. Allah Teala "Gönülden boyun eğerek Allah için namaza kalkın" (Bakara, 2/238) "Ey iman edenler, rüku edin, secde edin, rabbinize kulluk edin ve hayır işleyin ki kurtuluşa eresiniz." (Hac, 22/77) buyurmuştur. Hz. Peygamber (s.a.v.) de; namaz kılmayı öğrettiği bir sahabiye, sonunda nasıl teşehhüd yapacağını gösterdikten sonra "Bunu da yaptığında namazın tamam olur" buyurmuştur. (Tirmîzî, Sünen, Ebvabü's-Salât, 226)
Bu rükünlerden her hangi birinin mazeretsiz olarak terk edilmesi halinde namaz sahih olmaz. Ancak dinimizde sorumluluklar, kulun gücüne göre belirlenmiş (Bakara, 2/286); gücü aşan durumlar için kolaylaştırma ilkesi getirilmiştir. (Bakara, 2/185) Namazın rükünlerinden herhangi birini yerine getirmeye engel olan rahatsızlıklar da kolaylaştırma sebebi sayılmıştır. Buna göre;
Namazı normal şekli ile ayakta kılmaya gücü yetmeyen kimse için asıl olan namazını oturarak kılmaktır. Böyle bir kişi namazını kendi durumuna göre diz çökerek veya bağdaş kurarak yahut ayaklarını yana ya da kıbleye doğru uzatarak kılar. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.v.) nasıl namaz kılacağını soran hasta bir sahabiye "Namazını ayakta kıl. Eğer gücün yetmezse oturarak, buna da gücün yetmezse yan üzere kıl." (Buhari, Taksiru'As-Salat, 19) buyurmuştur. Ayakta durabilen ve yere oturabildiği halde secde edemeyen kimse namaza ayakta başlar, rükudan sonra yere oturarak secdeleri ima ile yapar. Ayakta durabildiği halde oturduktan sonra ayağa kalkamayan kişi namaza ayakta başlar, secdeden sonra namazını oturarak tamamlar. Ayakta durmaya ve rüku yapmaya gücü yettiği halde yere oturamayan kimse namaza ayakta başlar rükudan sonra secdeyi tabure ve benzeri bir şey üzerine oturarak ima ile eda eder. Ayakta durmaya gücü yetmeyen, yere de oturamayan kimse namazı tabure, sandalye ve benzeri bir şey üzerine oturarak rüku ve secdeleri ima ile yerine getirir. Kul Rabbine ibadet ederken hem özde samimi olmalı hem de dinin belirlediği şekil şartlarını tam olarak yerine getirmeye özen göstermelidir. Özen ve hassasiyet eksikliğinden dolayı Rabbine karşı sorumlu olacağı bilincinde olmalıdır. Bu sebeple namazını tabure, sandalye ve benzeri şeyler üzerinde kılan müminin ileri sürdüğü mazeretleri kendisini vicdanen rahatlatacak boyutta olmalıdır. Namazı asli şekline uygun olarak kılmaya engel olmayacak hafif bedeni rahatsızlıklar bu konuda meşru mazeret olarak görülmemelidir.
Öte yandan dini açıdan zorunlu ve meşru bir sebep bulunmadıkça camilerde sandalyede namaz kılmak, göze hoş gelmeyen bir görüntü ortaya çıkarmakta ve cemaat arasında tartışmalara sebep olmaktadır. Özellikle üzerinde namaz kılmak amacı ile camilerde sıralar halinde sabit oturakların yapılması, cami doku ve kültürüyle bağdaşmamaktadır. Bu sebeple hastalık ve özürlülük gibi herhangi bir rahatsızlığı bulunan kimselerin, zorunlu olmadıkça namazlarını sandalyede değil, yere oturarak kılmaları uygundur.(Din İşleri Yüksek Kurulu)
|
|
| |
| Soru: |
|
Odaya resim asmak günah mıdır? |
|
|
| |
Cevap:
Evde resim bulundurmak mekruhtur. Mekruh olmanın gerekçesi ise; Cebrail’in, “Ben içerisinde köpek ve suret bulunan eve girmem” sözüdür.( D.İ.B İLMİHAL) |
|
| |
| Soru: |
|
Selamün aleyküm hocam hadis-i şerifin sayısı bellimidir? belli değilse tahminen kaçı geçmez? |
|
|
| |
Cevap:
Kütüb-i Tis’a* denilen meşhur dokuz hadis kitabında 10.000 civarında, sahabe ve tabiin sözleri de dâhil tekrarsız toplam hadis sayısı 30.000 civarındadır. Daha sonra farklı rivayet veya tekrarlanma suretiyle hadisler artmış ve hicri 3. asırda 1.500.000′e ulaşmıştır. (Mustafa Karataş, Rivayet Tekniği Açısından Hadislerin Artması ve Sayısı, Basılmamış Doktora Tezi, İstanbul, 1998, s: 230-231)* Kütüb-i Tis’a: Buhari, Müslim, Tirmizi, Ebu Davud, İbn Mace, Nesai, Darimi, Muvatta, Ahmed b. Hanbel. |
|
| |
| Soru: |
|
Şapka takmak günah mıdır? |
|
|
| |
Cevap:
Sıcak veya soğuktan korunmak amacıyla şapka takmanın sakıncası yoktur. Ne amaçla taktığı önemlidir. |
|
| |
| Soru: |
|
çocuğumun bir işi için kurban adak etmiştim o adağı çocuğumun düğününde kessem adağım yerine gelirmi |
|
|
| |
Cevap:
Adak: "Bir kimsenin dinen yükümlü olmadığı ibadet cinsinden bir şeyi kendisi için vâcip kılması"nı ifade eder. Diğer bir ifadeyle "kişinin farz veya vâcip cinsinden bir ibadeti yapacağına dair Allah Teâlâ'ya söz vererek o ibadeti kendisine borç kılması"dır. Kurban kesmeyi adayan kimse bu adak kurbanın etinden yiyemeyeceği gibi bakmakla yükümlü olduğu kimseler de (anne ve babası, dede ve ninesi, çocukları ve torunları, hanımı) yiyemez. Şayet yiyecek olurlarsa yediklerinin bedelini fakirlere tasadduk etmeleri gerekir. Bu durumda kendisi ve bakmakla yükümlü oldukları yememek şartıyla olabilir.İLMİHAL (D.İ.B.) Yukarıdaki izahattan da anlaşılacağı gibi adak kurbanının etinden kurbanı kesen ve kurbanı kesenin bakmakla yükümlü olduğu kişiler yiyemez düğün yemeğinde buna dikkat etmeniz gerekir. Ayrıca bu konuda önemli bir hususta adanan adağın çok geciktirilmeden yerine getirilmesidir. Çocuğunuzun düğünü adağınızın gecikmesine sebep olacaksa beklememeli adağınızı biran önce yerine getirmelisiniz. Allah kabul etsin. |
|
| |
| Soru: |
|
İş kazası gerçirdim. Sol elim avuç içinden koptu. İslamiyete göre ne kadar tazminat alsam helal olur |
|
|
| |
Cevap:
Klasik fıkıh ıstılahında diyet, cana veya can hükmündeki uzuvlara karşı işlenen cinâyet dolayısıyla ödenen mal veya paraya; erş ise, uzuvlara karşı işlenen cinâyetlerde, miktarı nasslarla belirlenmiş veya takdiri hâkime bırakılmış ödenmesi gereken mal veya paraya denir. Diğer bir tanıma göre, ölümle sonuçlanmayan belli yaralama ve sakat bırakmalarda ödenen ve miktarı belirlenmiş olan bedele erş denir. Bunun dışında kalan ve miktarı yetkili mercilerce takdir edilecek olan cinâyet bedeline de hükûmet-i adl denir. Yukarıdaki izahtanda anlaşıldığı gibi siz mahkemenin belirlediği tazminat miktarını alabilirsiniz. |
|
| |
| Soru: |
|
Hacca gösteriş için gidenin haccı sahih olurmu haccı tekrar yapması gerekir mi? |
|
|
| |
Cevap:
“Ameller niyetlere göredir.” Diye buyuruyor Peygamber Efendimiz. İnsanların hangi amellerini hangi niyetlerle yaptığını Allah’tan başkası bilemez. Hacca gösteriş için giden kimsenin haccının mebrur bir hac olup olmadığının bilgisi Allah katındadır. |
|
| |
| Soru: |
|
35 günlük hamilelik te kürtaj günahmıdır.dinen caizmidir. |
|
|
| |
Cevap:
Kürtaj döllenme gerçekleştikten sonra rahimde oluşan ceninin dış etki ve müdahale ile düşürülmesidir. İnsanın yaşama hakkı, erkek spermi ile kadın yumurtasının birleştiği ve döllenmenin başladığı andan itibaren Allah tarafından verilmiş temel bir hak olup artık bu safhadan itibaren anne baba da dâhil hiçbir kimsenin bu hakka müdahale etmesine izin verilmemiştir. Çünkü cenin yaşama hakkını anne babasından değil, doğrudan yaratanından alır. |
|
| |
| Soru: |
|
kredili evde namaz kilinir mi ? |
|
|
| |
Cevap:
Evet kılınır bir mahsuru yoktur. Yalnız mümkünse kirediye girmemek gerekir, başka yollardan çözüm bulmak gerekir. |
|
| |
| Soru: |
|
imsak vakti girince ezan okunmadan sabah namazı kılınabilirmi? |
|
|
| |
Cevap:
Fecr-i sadık da denilen ikinci fecrin doğmasından güneşin doğmasına, daha doğrusu güneşin doğmasından az önceye kadar olan süre sabah namazının vaktidir. Sabah namazının vakti imsak ile girer, güneşin doğması ile biter. Ancak Hanefilere göre hafif ışıyıncaya kadar bırakmak, Şafilere göre ise erken karanlık iken kılmak faziletlidir. Hanefi mezhebinde sabah namazının geç kılınması daha faziletli olduğu için imsaktan hemen sonra namaz kılınmamaktadır. Ülkemizde sabah ezanlarında uygulama güneşin doğmasına bir saat kalınca kunduğundan ezanlar gerçek vaktinden sonra okunmaktadır |
|
| |
| Soru: |
|
cuma namazı vakti derstte oluyorum namaza gidemiyorum. Ne yapmam gerekiyo. |
|
|
| |
Cevap:
Cuma namazı kılmakla mükellef kimselerin Cuma günü öğle ezanı okununca alışverişi ve diğer bütün işleri bırakarak hemen camiye gitmeleri farzdır. Peygamber Efendimiz (SAV) Cuma namazını özürsüz olarak terk eden kimsenin kalbini mühürleneceğini haber vermektedir. Cuma suresinde Yüce Rabbimiz şöyle buyurmuştur. “Ey iman edenler! Cuma günü namaz için çağrı yapıldığında Allah’ı anmaya (namaza) koşun ve alışverişi bırakın. Eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır. Namaz kılınınca yeryüzüne yayılın da Allah’ın fazlından arayın ve Allah’ı çokça anın ki felah bulasınız.” Bazı mazeretler, Cuma namazına gitmemeyi mübah kılar ve böyle bir mazereti bulunan kişiye Cuma namazı farz olmaz. Cuma namazına gitmemeyi mübah kılan belli başlı mazeretler şunlardır. 1- Hastalık. 2-Körlük ve kötürümlük 3-Uygun olmayan hava ve yol şartları 4- Korku. Cuma namazına gittiği taktirde malı, canı ve namusunun tehlikeye gireceğine dair endişeler taşıyan kimseye de Cuma namazı farz değildir. |
|
| |
| Soru: |
|
Ileri bir tarihte evlenmeyi düşündüğüm sözlüm ile nisanda görüşmelerimiz günah olmasın diye imam nikahı kıydirmayi düşünüyoruz. Düğüne 4 ay kala yani. Bu imam nikahı kıydirdigimiz zaman telefon ve internette görüntülü konuşabilir ve rahat şekilde bir birimizi görebilirmiyiz. Bayan veya ben yakınlaşma istediği zaman ret edeceğimiz zaman günah olur mu. Böyle birşey dini olarak ne tür sorunlar oluşturabilir. Diğer sorum ise el ile karşı cins düşünülerek rahatlamak günahmidir. Bir süredir yapmıyorum ve yapmamayı düşünüyorum. Bazı zamanlar sağlık açısından rahatsız ediyor yapma gereksinimi duyuyorum. Bunun hakkında sizin ilminize sığınıyorum. Teşekkür ederim. |
|
|
| |
Cevap:
Resmi nikah yapılmadan dini nikah yapılması doğru değildir. Zaten böyle bir uygulama resmen suç sayılmaktadır. Esasen nişanlılık dönemi tarafların birbirlerini yakinen tanımaları ve aile yuvası kurup kuramayacakları yolunda kesin karara varmaları için önemli bir fırsattır. Bu itibarla daha birbirlerini yakinen tanımayan erkek ve kadın arasında hemen nikah kıyılması uygun değildir. Bu dönemde nikah kıydırılırsa kadın şeran erkeğin tam anlamıyla karısı olur. Nikah akdinden doğacak her türlü hakka sahip ve görev ile de mükellef olur. Diğer konuya gelince; İstimna genellikle hoş görülmemiş, yaratılışın gereğine zıt bir eylem kabul edilmiş, cinsel sapma halini alması, psikolojik hastalık oluşturması gibi olumsuz yönleri hesaba katılarak, haram ya da mekruhtur denmiştir. Ancak zinaya düşme tehlikesi olursa caiz görülmüştür. |
|
| |
| Soru: |
|
ben geçinimi düğünlerde org çalarak
sağlıyorum dinimizde kazandığım para helal midir haram mıdır... |
|
|
| |
Cevap:
: Müzik bizatihi kötü ve haram olan bir şey değildir. Onu haram yada helal kılacak olan şey, onun kullanılma biçimi ve müzikle beraber bulunan sair şeylerdir. Rasulullah Efendimiz, nikâhın duyurulması için def çalınmasını öğütlemiştir. Bir bayram gününde Hz. Aişenin yanında def çalıp türkü söyleyen iki cariyeye, “Bırakın bugün bayramdır” diye müsaade etmiştir. Bütün bunları göz önünde bulunduran fıkıhçılar düğünlerde ve bayramlarda, kadınların kendi aralarında, erkeklerin de kendi aralarında, haram sözler söylemeden ve haram şeyler yapmadan def çalıp, türkü söyleyip, oynayabileceklerini ve eğlenebileceklerini söylemişlerdir. Ancak içki ve meyhaneleri övme, müslümanı yerme anlamını taşıyan, kadın kadına, erkek erkeğe de olsa cinsel duyguları tahrik eden, haramları güzel gösteren sözler ve hareketler, hemcinsine de olsa mahremlik kurallarına riayetsizlik, dans ve oryantal gibi hemcinsine karşı ilgi uyandıran davranışlar haramdır.(FARUK BEŞER) Yukarıdaki açıklamalar ışığında çalıştığınız ortam haram işlerin yapıldığı bir ortam ise yaptığınız iş haramdır, haram işlerin yapılmadığı bir ortam ise haram değildir. |
|
| |
| Soru: |
|
faizsiz kredi ile ev almak günahmı faiz olmadıgı sürece gunahı varmı cok merak edıyoruz lutfen cvppp |
|
|
| |
Cevap:
Faiz anlaşması yapılmadığı sürece alınan borç parayla ev almanın bir sakıncası olmaz. Faizsiz kiredi sizin aldığınız malı size kiredi veren kurumun malı kendi üzerinden sizie farklı bir maliyetle satmasıyla gerçekleşmekte ve arada faiz değil mal satışı ve mal satış kari sçz konu olmaktadır. Bu yönüyle de durum dinen uygun olmaktadır. |
|
| |
| Soru: |
|
3 yaşında ama kapak atmamış hayvan kurban edilirmi? |
|
|
| |
Cevap:
Üç yaşını doldurmuş ise kapak atmamış olsa da kurban edilebilir. |
|
| |
| Soru: |
|
hocam sevdiğim bir kız vardı ama ailem karsı cıkıyordu bu yüzden beni evlatlıktan cıkardılar sonra bunlar bi hocaya gitmiş ve üzerimde büyü oldugunu sölemiş hoca okunmus toprak ve muska vermis kullanırsam işlerin düzeleceğini söylemiş bende kullandım ama kullandıktan sonra kız benden soğudu ailem yemin ediyo ayırma muskası yaptırmadık diye hoca da demiş zaten ben ayırma büyüsü yapmam günah diye ama kız muskayı bahane ediyo ve ayrıldık bu yüzden acaba soguma sebebi muska mı kızdan kaynaklanan bi durum mu ben muskayı cami avlusuna gömdüm yine düzelmedi acaba sorun muska mı... |
|
|
| |
Cevap:
Büyünün, gözbağcılık denilen çeşitleri yanında, insana etki eden çeşitleri de bulunmaktadır. Ancak, nasıl etki ettiği bilinmemektedir. Bazı durumlarda büyünün insanlara zarar vermesi söz konusu olabilse de, müslüman bir kimsenin büyü ve büyücülerden korkmaması ve Allahu Teâlâ'nın izni olmadan, hiçbir şeyin insana zarar veremeyeceğine gönülden inanması gerekir. Diğer varlıklardan gelebilecek bütün zararlara karşı Yüce Allah'a sığınmak gerektiği gibi büyü ve büyücülerden gelebilecek zararlar hususunda da aynı tutum gösterilmelidir. Çünkü Kur'an'da "…onlar, Allah'ın izni olmadıkça o sihirle hiç kimseye zarar veremezlerdi" (Bakara,2/102) Buyrulmaktadır. Ayrıca yardım istenilecek(Fatih,1/5) ve sığınılacak(Felak,113/1-5; Nas,114/1-6) da ancak Allah'tır. İnanan bir kişinin başına gelen bütün sıkıntıları ve olumsuzlukları mahiyeti bilinmeyen büyünün etkisine bağlaması yanlıştır. Birtakım sıkıntı ve belalarla sınanan kişi bunun sebeplerini araştırmalı ve varsa yapılan yanlışlıkları göz önüne alarak maddi ve manevi sebepleri yerine getirerek Allah'tan yardım istemelidir. Şu kadar var ki rahatsız olup da bu rahatsızlığının kendisine yapılan sihir yolu ile olduğu kanaatine varan kişi , bundan kurtulmak için dua ederek Allahu Teâlâ'ya sığınmalı ve Ayetü'l-kürsiyi, İhlas, Felak, ve Nas surelerini okumalıdır. Bir insana sihir yapılmış olduğunu kesin olarak tesbit etmek mümkün değildir. Dolayısıyla bir müslüman büyü yapmayı veya bozmayı vadeden kişilere gitmemeli ve yapacakları şeylere de inanmamalıdır. ( D.İ.Y.K ) |
|
| |
| Soru: |
|
gusül abdesti alırken aklıma küfür geliyor. gusül abdestim bozulurmu? |
|
|
| |
Cevap:
Gusül bir şeyi su ile yıkamayı, fıkıh ilminde ise bütün vücudun su ile yıkanması şeklinde yapılan hükmi temizlik işlemini ifade eder. Dolayısıyla zihnimizden geçirdiğimiz şeyler gusül abdestine zarar vermez. Ancak Müslüman içiyle dışıyla kalbiyle beyniyle her şeyine hâkim olandır. Ne düşündüğüne ne yaptığına dikkat etmelidir. |
|
| |
| Soru: |
|
bikuzenimle sütkardeşim,başka bir kuzenimde bu kuzenle sütkardeş.acaba ben oteki kuzenle süt olurmym |
|
|
| |
Cevap:
Sizin sadece süt kardeşiniz olan kuzeninizle süt yakınlığı oluşur. Sizin aileden sadece süt kardeşliği sizi kapsar, diğer kuzeninizin kuzeniyle olan süt ilişkisi süt yakınlığı oluşturmaz. |
|
| |
| Soru: |
|
Ölmüş babamın vasiyeti olmaksızın, almış olduğumuz ortak büyükbaş kurbana onuda dahil edebilir miyim |
|
|
| |
Cevap:
Ölü adına veya sevabı ölüye bağışlanmak üzere kurban kesilebilir. Vasiyeti yoksa ölen kimseler için mirasçılarının kurban kesmeleri gerekmez. Ancak bir kimse, sevabını ölmüş bulunan anne veya babasına yahut diğer yakınlarına bağışlamak üzere, çeşitli hayır kurumlarına, fakir ve muhtaç kişilere bağışta bulunabileceği gibi, kurban da kesebilir. Ölenin kendisi için kurban kesilmesine dair vasiyeti yoksa kesen kimse, bu kurban etini fakirlere yedirebileceği gibi, kendisi ve zenginler de yiyebilir. Vasiyet varsa, tamamen fakirlere yedirilmesi veya dağıtılması gerekir. Ölen kimsenin vasiyeti olmaksızın, sevabı onun ruhuna bağışlanmak üzere kesilen kurbanın her hangi bir zamanda kesilmesi caiz ise de, kurban bayramı günlerinde kesilmesi daha faziletli ve daha sevaplıdır. Ölenin vasiyyeti gereğince kesilen kurban ise, ancak kurban bayramı günlerinde kesilir. (D.İ.Y.K.)Yukarıdaki izahattan da anlaşılacağı gibi ölmüş babanız adına kurban kesebilir, almış olduğunuz kurbana da katabilirsiniz.
|
|
| |
| Soru: |
|
Kendi adıma kesmiş olduğum kurbanın sevabını ölmüş anne-babama bağışlayabilir miyim? |
|
|
| |
Cevap:
Yapılan ibadetlerin sevapları ölmüş anne babaya bağışlanabilir. |
|
| |
| Soru: |
|
kurban bayramının yaklaştığı şu günlerde 80 gr altını olana kurban düşer diyirlar doğrumu? |
|
|
| |
Cevap:
Bir kimsenin kurban kesmekle yükümlü olabilmesi için dört şart aranır:
1. Müslüman olmak.
2. Akıllı ve bulûğa ermiş olmak.
3. Mukim olmak, yani yolcu olmamak.
4. Belirli bir malî güce sahip bulunmak.
Kurban kesme mükellefiyeti için dördüncü şart, malî imkânın bulunmasıdır. Hanefî mezhebine göre, kurban kesmeyi vacip kılan zenginliğin ölçüsü, zekâtta ve fıtır sadakasında aranan zenginlik ölçüsüyle aynı olup kişinin borçları ve aslî ihtiyaçları dışında 80.18 gr. altına, ya da buna denk bir paraya veya mala sahip olmasıdır. Bu miktar bir mala sahip olan kimsenin kurban kesme imkânına sahip olduğu düşünülmüştür. Böyle olunca ücretli, memur gibi sabit gelirli kimselerin, kendi bütçe imkânları içinde sıkıntı çekmeden kurban ücretini ödeyip ödeyemeyeceğini göz önünde bulundurması ve ona göre karar vermesi gerekir. Pratik bir çözüm olması itibariyle, bu konuda Hanefîlerin yukarıda zikredilen ölçüsü esas alınabilir. Bu takdirde, sabit gelirlilerin aslî ihtiyaç harcamalarını çıktıktan sonra yıllık gelirinden artakalan miktar 80.18 gr. altın değerine ulaşıyorsa kurban kesmeleri gerekir.
Zekât nisabı ile kurban aynı olmakla beraber, zekât nisabında olduğu gibi kurban nisabında, malın artıcı olması şart olmadığı gibi, üzerinden bir yıl geçmiş olması da aranmaz. Daha önce fakir iken, kurban kesme günlerinde zengin olan kimseye kurban kesmek vacip olur. |
|
| |
| Soru: |
|
ben zor durumda kalmıştım ve birinin üzerine yemin ettim günah olurmu |
|
|
| |
Cevap:
Allah'dan ve O'nun sıfatlarından başka şeylere, peygamberlere, Kâbe’ye yemin edilemez. Yaratıklardan birinin başına ve hayatına yemin edilmesi de caiz değildir. İLMİHAL ( ÖMER NASUHİ BİLMEN) |
|
| |
| Soru: |
|
Kötü davranışlarından ötürü babamın ikinci hanımıyla görüşmemem uygun mu? |
|
|
| |
Cevap:
Dinimizde sıla-i rahmi terk etmek yani akraba ile ilişkiyi kesmek büyük günahlardan sayılmıştır. Ayrıca bir evlat olarak babanıza karşı vazifelerinizden biride babanızın ihtiyaçlarını karşılamak, ihtiyacı olduğunda onun yanında olmaktır, bunun içinde babanızın eşiyle görüşmeniz gerekir. Bununla beraber eşiyle görüşmemeniz babanızı üzecek onu kıracaktır buda evlat olarak size vebal yükler. Bütün bunların ötesinde bir müslümanın müslüman kardeşiyle üç günden fazla küs kalmaması gerekir. |
|
| |
| Soru: |
|
internetteki erotikresimlere bakmak istemediğim halde meni gelirse gusül gerekir mi? |
|
|
| |
Cevap:
İslam âlimleri meninin şehvetle gelmesi halinde güsul gerekir demişlerdir. Sizin durumunuzda da eğer meni şehvetle gelmiş ise gusül gerekir. |
|
| |
| Soru: |
|
Memurların üye oldukları kooparatiflerden sağladığı finans desteği caiz midir? örnek polis sandığı.. |
|
|
| |
Cevap:
Memurların kendi aralarında yardımlaşmak amacıyla kurdukları bu tür sandıklarda faizli işlem yapılıyorsa caiz değildir, faizsiz çalışılıyorsa bir sakıncası yoktur. Sizde finans desteği alacağınız sandığı araştırmalı ona göre hareket etmelisiniz. |
|
| |
| Soru: |
|
bayan ihtilam durumunda
gusul için iç çamasırında bir yaslık şartmı yoksa değilmi |
|
|
| |
Cevap:
Bir erkek veya bir kadın rüyada ihtilam olsa da, meni dışarıya çıkmış olmasa, yıkanmak gerekmez. İmam Muhammed'e göre, böyle bir kadının ihtiyat olarak yıkanması gerekir. Çünkü kadından çıkacak bir sıvının yine ona dönmesi ihtimali vardır. |
|
| |
| Soru: |
|
Gusül abdesti alırken şampuan veya sabun kullanılabilirmi?yoksa sadece suyla mı gusül yapılabil |
|
|
| |
Cevap:
Gusül abdesti alırken şampuan veya sabun kullanmanın bir sakıncası yoktur. |
|
| |
| Soru: |
|
Hapşırırken ve öksürürken meni gelirse cünüp olunur mu?
|
|
|
| |
Cevap:
Fıkıh dilinde cünüplük (=cenâbet), cinsî münasebet veya şehvetle meninin gelmesi (inzal) sebepleriyle meydana gelen ve belirli ibadetlerin yapılmasına engel olan hükmî kirlilik halinin adıdır. Şâfiîler hariç fakihlerin çoğunluğu, cünüplük için meninin şehvetle gelmesini şart gördüklerinden, ağır kaldırma, düşme, hastalık gibi sebeplerle meninin gelmesini cünüplük sebebi saymazlar.( D.İ.B. İLMİHALİ ) Yukarıdaki izahattan da anlaşıldığı gibi gusül ancak meninin şehvetle gelmesinde gerekir, sizin durumunuzda yani hapşırırken veya öksürürken meni gelirse cünüp olunmaz.
|
|
| |
| Soru: |
|
Binek arabası olup, Zekat nisabı parası olmayana kurban kesmek düşermi? |
|
|
| |
Cevap:
Binek arabası asli ihtiyaçtır. Zekat nisabı parası olmayana kurban vacip olmaz. |
|
| |
| Soru: |
|
Yurt dışında daha ugun fiyata kurban kestirmek caiz midir? |
|
|
| |
Cevap:
Kurban ibadetinde önemli olan kurbanın kesilmesidir. Yurt dışında kesilen kurban da geçerlidir. |
|
| |
| Soru: |
|
Kurbanlık Hayvanın Canlı Olarak Tartılıp Kilogram Fiyatı Üzerinden Anlaşarak Veya Kesildikten Sonra Eti Tartılarak Fiyatının Belirlenmesi İle Satın Almak Caiz midir?
|
|
|
| |
Cevap:
Kurbanlık hayvan, kilo birim fiyatı belirlenmek suretiyle canlı olarak tartılıp alınabilir. Kurban edilmek üzere satın alınmak istenen hayvanın fiyatı, kesildikten sonra eti tartılarak da belirlenebilir. Ancak kilo fiyatının rayiç bedeli şeklinde belirsiz bırakılmayıp, kesin olarak belirlenmesi ve derisi, kellesi ve sakatatının satıcıda kalmak üzere akitten istisna edilmemesi gerekir.
|
|
| |
| Soru: |
|
iki memuruz birikmişimiz yok.taksit ödüyoruz ev ve araba için.iki kurbanmı keselim? |
|
|
| |
Cevap:
Ev ve araba asli ihtiyaçlardandır, onlar için kurban kesmeniz gerekmez. Ancak bunların dışında nisab miktarı (80.18 gr.) altın veya mala sahipseniz kurban kesmeniz gerekir yoksa gerekmez. |
|
| |
| Soru: |
|
Evlenme teklifi kabul etmekle evlenilmiş olur mu kişi bunu bilmiyosa ne yapmalı ? |
|
|
| |
Cevap:
Evlenme teklifini kabul etmekle evlenilmiş olmaz. Evlenme ancak nikah akdi ile gerçekleşir. Evlenme teklifini kabul etmek sadece geleceğe ait bir "söz verme" niteliğindedir. |
|
| |
| Soru: |
|
ben mastırmasyon çok yapıyorum bu dini yönde günah nedir???
|
|
|
| |
Cevap:
İslâm'ın iki aslî kaynağı olan Kur'an ve Sünnet'te cinsî hayatla ilgili birçok ayrıntılı hüküm yer almaktadır. Bunun için de özel hayatın bir parçasını oluşturan cinsî hayatın dinin bu emir ve tavsiyeleri doğrultusunda düzenlenmesi, müslüman için ayrı bir önem taşır. İslâm akıl ve iradenin bedenî haz ve arzulara tâbi kılınmamasını, insanın şehvetin esiri olmamasını ister evlenip iffeti koruma, cinsî arzularını meşrû ölçüler içerisinde giderme, sağlıklı ve düzenli bir cinsellik dinin emrettiği ve teşvik ettiği bir husus olduğundan geniş anlamda "ibadet" kavramına dahildir. İLMİHAL(D.İ.B)Bu konuda İslam âlimlerinin görüşleri ise şöyledir:İmam Mâlik; "onlar eşleri ve cariyeleri dışında, mahrem yerlerini herkesten korurlar; doğrusu bunlar yerilemezler. Bu sınırları aşmak isteyenler; doğrusu bunlar aşırı gidenlerdir" âyetine dayanarak, bu fiilin sınırı aşmaya dahil ve haram olduğunu ileri sürmüştür. Ahmed b. Hanbel ve İbn Hazm'a göre "meni, vücudun dışarı atmaya muhtaç olduğu birşeydir; onu eliyle atan, kan aldıran gibidir ve caizdir." Ancak Hanbelî fukahâsı bunu "zinâya düşme tehlikesi ve evlenme imkânından mahrum bulunma" şartlarına bağlamışlardır. Mezkur fiil İmam Şâfiî'nin son içtihadına göre haramdır. Hanefîlere göre tahrimen mekruhtur; ancak "yapmadığı takdirde zinâya düşeceğinden korkan bir gencin affedileceği umulur." denilmiştir. Alışkanlık yaptığı ve sıhhati bozduğu takdirde yasak fiiller arasına gireceği şüphesizdir. HAYRETTİN KARAMAN |
|
| |
| Soru: |
|
Evimizde klozet tuvalet vardır. Bizlerde bunu kullanıyoruz. Günah diyenler var. Kullanabilir miyiz? |
|
|
| |
Cevap:
Rahat taharet alınabiliyorsa, üstünüze necaset sıçratmıyorsa mahzuru olmaz. Ancak, alaturka denilen normal tuvaleti kullanmak, tıbbi yönden daha faydalıdır. |
|
| |
| Soru: |
|
Diş dolgusu gusle manimidir? |
|
|
| |
Cevap:
Diş dolgusu ve kaplaması gusle mani değildir |
|
| |
| Soru: |
|
Bankalar faiz alıp vermemek için kar ortaklığı vapıyorlar bu işlem faize girermi caizmidir? |
|
|
| |
Cevap:
Katılım Bankaları başka bir değişle, Özel Finans Kurumları (ÖFK); banka sayılmayan, İslamî esaslara göre fon kabul edip kaynak kullandırabilen tasarrufları değerlendirme ve kredi verme yöntemleri olarak faiz yerine kâr-zarar ortaklığı esasına dayalı olarak çalışan kurumlardır ÖFK’ların Özellikleri:1- Faizsizdir: Bu bankaların en ayırt edici özelliği çalışmalarında faize yer vermemeleridir. Yani, sağladıkları kaynaklara faiz ödemezler; kullandırdıkları kaynak için müşterilerinden faiz tahsil etmezler.2- Ticaretle Bağlantılıdır: İslam’da faizin haram, ticaretin ve kârın helâl olması bu kuruluşları müşterileriyle ticarî nitelikli iş yapmaya yöneltir. Para ticareti İslâm’da yasak olduğuna göre, kâr etmek için mal ticareti gerekli olur. 3-Sermaye Bağlantılıdır: Saf İslamî bankacılığın kâr-zarar ortaklığı (mudaraba) veya sermaye iştiraki (muşaraka) içerdiği genellikle kabûl gören bir gerçektir.4- Yatırımlar ahlâka uygun konularda yapılmalıdır: Yatırımlar; sadece İslam dininin yasaklamadığı konular çerçevesinde gerçekleştirilmelidir. Bu bağlamda İslamî yatırım: Çevre dostu, sadaka verici, toplum iştirakini sağlayıcı, insanî değerlere saygılı, porno, silahlanma, alkol ve kumarı dışlayan yatırımlar olmalıdır.Yukarıda zikri geçen özellikler göz önüne alındığı takdirde katılım bankalarının işleyişinin caiz olduğunu söyleyebiliriz. |
|
| |
| Soru: |
|
1/korsan taksiçilk yapmak kul hakkına girermi 2-kadının çalışması ve kazandığı para harammıdır |
|
|
| |
Cevap:
Ticari taksiciler kanunlara uyarak ve vergisini ödeyerek, korsan taksiciler ise kanunsuz ve vergi ödemeden bu işi yapmaktadırlar. Bu sebepten korsan taksicilik yapmak kul hakkına girer. Ruhsat sahibi başkalarının hakkını gasbetmektir. Dinimiz kadının çalışmasını yasaklamamıştır. Allah Teala : "… Erkeklere kazandıklarından bir pay vardır; kadınlara da kazandıklarından bir pay vardır. Allâh'ın lutfundan nasibinizi isteyin..." (Nisa 4/32) buyurarak bu konuda kadın ile erkek arasında bir fark olmadığını belirtmiştir. Ancak kadının çalışırken tesettür ve mahremiyet gibi konulara dikkat etmesi gerekir. Bu şartlarda kadının kazandığı helaldir. |
|
| |
| Soru: |
|
Maaş promosyonlarının dini hükmü nedir? |
|
|
| |
Cevap:
Bilindiği gibi İslam faizin azını ve çoğunu ve bu arada faizli işlem ve akitleri haram kılmıştır. Bir grup memurun veya çalışanın maaşları faizci bir bankaya yatırıldığı zaman bu banka o parayı -çekilmediği sürece- sisteme sokmakta ve faizli işlemler yaparak para kazanmaktadır. Kazanılan faiz gelirinin bir kısmı bankaya kalmakta, bir kısmını da banka kurumlara ve memurlara vermektedir. Mümkünse maaşlarımızı faizli işlem yapmayan katılım bankalarına yatırıp oradan çekelim. Bunun mümkün olmadığı yerlerde ve şartlarda ise verilen promosyonları alalım ama -yoksul değilsek- bunu yoksullara verelim.( HAYRETTİN KARAMAN) |
|
Toplam 5 sayfadan 1. sayfa 1
2
3
4
5
>
|