| |
Bu sayfada sizlerden gelen soruları ve cevaplarını bulabilirsiniz. |
| |
|
|
| |
| Soru: |
|
Kola içmek haram mıdır? veya gazlı içecekleri içmek harammıdır, içinde alkol olduğu söyeniyor. |
|
|
| |
Cevap:
Yiyecek ve içeceklerden helalini araştırıp almak, hem kendimize hem bakmakla yükümlü olduklarımıza karşı temel bir vazifemizdir. Cola cinsi içecekler bilindiği gibi hiçbir gıda değeri taşımayan su, aroma, tatlandırıcı, köpürtücü, asitlendirici katkı maddelerinden oluşturulmaktadır. Üstelik pek çoğunda kafein ilave edilerek alışkanlık sağlaması temin edilmektedir. Sade gazozlar da dâhil, bütün gazozlarda tat veya koku verici esanslar kullanılır. Bu esanslar, yağ cinsinden maddeler olup suda çözünmezler. Bunları suda çözünür hale getirmek için hem su ile hem de yağlarla tam karışabilen (çözünebilen) ara çözücülere ihtiyaç olur. Bu hususta en bol, en ucuz ve en yaygın olarak kullanılan ara çözücü de etil alkoldür. Etil alkol bunun için gazozların terkibine girer. Cola Allahın yasakladığı içki kategorisinde değerlendirilmemekle birlikte içindeki katkılar ve sağlığa olan olumsuz etkilerinden dolayı şüpheliler kapsamında değerlendirilebilir. Peygamber Efendimiz(s.a.v) ümmetine şüpheli şeylerden kaçınmayı tavsiye etmiştir. |
|
| |
| Soru: |
|
El ile kendini tatmin etme yani cünüp olma,orucu bozar mı?bozarsa ceza-i hükmü nedir? |
|
|
| |
Cevap:
El ile kendini tatmin etme orucu bozar. Bir gün kaza orucu tutmak gerekir. Ayrıca yapılan bu iş Allah katında çok çirkin bir iş olarak kabul edilir. |
|
| |
| Soru: |
|
Eşimin 80 gramdan fazla altını var.ancak benim 9 milyar borcum var.borcumdan dolayı zekatı geciktiriyorum.bana yada eşime kurban düşermi?düşerse hangimize. |
|
|
| |
Cevap:
Kurban kesmek, akıllı, buluğ çağına ermiş, dinen zengin sayılacak kadar mal varlığına sahip ve yolcu olmayan Müslüman’ın yerine getireceği mali bir ibadettir. Temel ihtiyaçlarından ve borcundan başka 20 miskal (80.18 gr.) altın veya bunun değerinde para veya eşyaya sahip olan kişi dinen zengindir, dolayısıyla Allah’ın kendisine bahşetmiş olduğu nimetlere şükran ifadesi ve Allah yolunda fedakârlığın nişanesi olarak kurban kesmelidir.Yukarıdaki izahattan da anlaşılacağı gibi eşinize kurban düşer. Borcunuzu çıkardıktan sonra kalan paranız nisap miktarına (80.18 gr. altın veya bunun değerinde para veya mal) ulaşıyorsa size de kurban düşer ulaşmıyorsa düşmez. |
|
| |
| Soru: |
|
Kurban kesmek yerine kurbanın parasını bir cemaata versek kurba kesmiş gibi olurmuyuz? A E O |
|
|
| |
Cevap:
Kurban ibadeti; ancak kurban olacak hayvanı usulüne uygun keserek yerine getirilebilir. Bedelini infak etmek suretiyle, kurban ibadeti yerine getirilmiş olmaz. |
|
| |
| Soru: |
|
Kurban kesmek yerine islami bir cemaatin kursuna bagış yapmanın dinen sakıncası varmı? |
|
|
| |
Cevap:
Kurban ibadeti ancak kurban olacak hayvanın usulüne uygun olarak kesilmesiyle yerine getirilebilir. Bedelini infak etmek suretiyle, kurban ibadeti yerine getirilmiş olmaz. |
|
| |
| Soru: |
|
Ben cok boşalıyorum ve porno filme bakarak boşalıyorum bu igrenç şeyden nasıl kurtulabilirim... |
|
|
| |
Cevap:
Bu durumdan kurtulabilmek için öncelikle kararlı olmanız gerekir. Kurtulma konusunda yeterince azimli ve kararlı olursak kurtuluş yolları açılacaktır. Gayrimeşru ilişkilerin tümü harama bakmakla başlar. Bu hususta Rabbimiz şöyle buyurmaktadır: -“ Mümin erkeklere söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. Bu davranış onlar için daha nezihtir. Şüphe yok ki, Allah onların yaptıklarından hakkıyla haberdardır”.(Nur;30) Yine bu konuyla alakalı olarak Peygamber Efendimiz şöyle buyurmaktadır «Ey gençler topluluğu, sizden evlenmeye gücü yeten evlensin. Çünkü evlilik gözü harama bakmaktan son derece önleyici, iffeti de en iyi koruyucudur. Evlenme masrafına gücü yetmeyen kimse de oruç tutsun. Çünkü oruç. kuvvetli bir şehvet kırıcıdır." (İbn Mâce,Nikah-1) Harama bakmayı terk etmenin yanında ibadetlerimize devam konusuna da dikkat etmemiz gerekir. Hadisi şerifte ifade edildiği gibi oruç kötülüklerden korunma yolunda bize yardımcı olmaktadır. Yine Ankebut suresi 45. ayette “ (Ey Muhammed!) Kitaptan sana vahyolunanı oku, namazı da dosdoğru kıl. Çünkü namaz, insanı hayâsızlıktan ve kötülükten alıkor..” buyrulmaktadır. Namazlarımızda düzenli ve daha dikkatli olmamız gerekir. Gayri meşru yollara şeytan teşvik eder, nefis baskı yapar, hisler de sıkıştırır. Onları susturacak en tesirli çare, imanı meselelerle meşguliyet ve insanı günahtan koruyan bir çevrede bulunmaktır. Peygamberimiz (sav) “Ben zina etmek istiyorum” diyen bir gence, “Aynı şeyin kız kardeşine, kızına, halana ve teyzene yapılmasını ister misin?” diye sormuş, delikanlı “hayır” deyince, “Senin zina etmek istediğin kadın da birinin kızı yahut kız kardeşi, yahut da halası, teyzesi değil midir?” buyurarak onu bu işten vazgeçirmiştir.Sizi harama sürükleyen kötü arkadaş çevresinden uzaklaşmak sizin lehinize olacaktır. Allah yardımcınız olsun. |
|
| |
| Soru: |
|
Penis den cıkan pislik sıvı kiloda damladıgı zaman yani kilot pislendigi zaman namaz olur mu? |
|
|
| |
Cevap:
İslâm dini temizliğe büyük önem vermiş olup bu aynı zamanda insanın sağlam yaratılışının da gereğidir. Ağır sayılan necis madde eğer katı ise yaklaşık 3.5 gramı (1 dirhem), sıvı ise el ayasını (avuç içi) kapsayacak miktarı ve fazlası vücut, elbise veya namaz kılınacak yerde bulununca namazın sıhhatine engel olur. Temiz olmayan bir maddenin hoşgörü sınırını aşmayan miktarı ile namaz kılmak mekruh sayıldığından, namaza başlanmadan önce her türlü kir ve pis maddelerden temizlenmek gerekir.Hanefî ve Mâlikîler'e göre meni necis olsa da kurumuş ise ovalamakla temizlenmiş sayılır.Küçük abdest bozduktan sonra idrar yolunda kalabilecek idrar damla ve sızıntılarının tamamen kesilmesi için bir süre bekleme, bundan sonra vücuttaki idrar sızıntılarını temizleme işlemine fıkıh dilinde "istibrâ" denilir. Özellikle erkekler açısından istibrâ daha önemlidir. Şayet özür hali söz konusu değilse vücuttan idrar sızıntısı olduğu sürece abdest geçerli olmaz. Bunun için de idrarın vücuttan iyice çıkmasını beklemek, bu amaçla biraz hareket etmek, yürümek veya öksürmek gerekebilir. İdrar sonrası abdest alınmayacak olsa bile, temizlik iyi yapılmadığında geriye kalan idrar sızıntısı elbiseye bulaşacağından bu temizliğe dikkat edilmesi her zaman önemini korumaktadır. Bunun için Hz. Peygamber idrardan sakınmayı emretmiş, kabir azabının çoğunun idrardan sakınmama sebebiyle olacağını haber vermiştir (Buhârî, "Vudû", 55; İbn Mâce, "Tahâret", 26). |
|
| |
| Soru: |
|
Yeni evlendik bi miktar takılarımız var ücretli öğretmenim gelirim 600 tl kurban kesmem farz mı? |
|
|
| |
Cevap:
Kurban kesmek, akıllı, buluğ çağına ermiş, dinen zengin sayılacak kadar mal varlığına sahip Müslüman’ın yerine getireceği mali bir ibadettir. Temel ihtiyaçlarından ve borcundan başka 80.18 gr. altın veya bunun değerinde para veya eşyaya sahip olan kişi dinen zengindir, dolayısıyla Allah’ın kendisine bahşetmiş olduğu nimetlere şükran ifadesi ve Allah yolunda fedakârlığın nişanesi olarak kurban kesmelidir. Takılarınız nisap miktarına (80.18 gr) ulaşmış ise kurban kesmeniz size vacip olur |
|
| |
| Soru: |
|
Albarakatürk faizsiz kazanç bankası diyorlar doğrumudur? |
|
|
| |
Cevap:
Ülkemizde hususi bir kanunla Özel Finans Kurumları kurulmasına imkân tanınmış ve bugüne kadar altı finans kurumu kurulmuştur: 1. Faysal Finans, 2. Al-Baraka Türk, 3. Kuveyt-Türk Evkaf, 4. Anadolu Finans, 5. İhlas Finans 6. Asya Finans. Bu kurumların kuruluş gayesi ekonomik hayatlarını dinlerine göre yaşayan Müslümanlara, faize bulaşmadan paralarını koruma ve arttırma imkânı sağlamaktır. Bu kurumlar faizsiz banka esasına göre kurulmakta ve "peşin alıp veresi satma, satın alıp uzun vadeli kiraya verme, ortak ticaret, ortak yatırım" gibi yollara başvurarak kazanç sağlamaktadır. Bu kurumlara para yatıran şahıslar, kâr ve zarara ortak olmayı kabul etmektedirler; ancak akıllıca ve ihtiyatlı hareket edildiği için bugüne kadar mezkûr kurumlar müşterilerini zarara sokmamış bazen bankaların verdiği faizden fazla helâl kâr dağıtmışlardır.HAYRETTİN KARAMAN |
|
| |
| Soru: |
|
Dini bayramlarda çalışmak günahmıdır, yada bunu duzenleyen dini kurallar nedir? |
|
|
| |
Cevap:
Dini bayramlarda çalışmak günah değildir. Dini bayramlarda çalışıp çalışmamakla ilgili dini bir hüküm yoktur, zaruret halinde çalışılabilir |
|
| |
| Soru: |
|
Aile içinde eşim namahrem sınırları nereye kadardır annem baban kardeşlrim bu sınırları kapsıyor? |
|
|
| |
Cevap:
"Mü'min kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, namuslarını da korusunlar. Ziynetlerini ise, görünmesi zarurî olan kısımlar müstesna, açığa vurmasınlar. Başörtülerini de yakalarının üzerini kapatacak şekilde iyice örtsünler. Kocalarından, babalarından, kocalarının babalarından, oğullarından, kocalarının oğullarından, kardeşlerinden, kardeşlerinin oğullarından, kız kardeşlerinin oğullarından, mü'min kadınlardan, cariyelerinden, cinsî iktidarı olmayan hizmetçilerinden ve şehvet çağına gelmemiş çocuklardan başkasına ziynet yerlerini göstermesinler. Gizledikleri ziynetleri belli olsun diye ayaklarını yere vurmasınlar. Hepiniz Allah'a tevbe edin, ey mü’minler, tâ ki kurtuluşa eresiniz." (Nur Suresi 31.) Yukarıdaki ayet-i kerimede de belirtildiği gibi eşinize babanız mahrem, kardeşleriniz ise namahremdir. Kadının yüzü, elleri ve ayakları dışındaki bütün vücudu kendine nikâh düşen namahrem erkeklere haramdır Ancak kendine nikâh düşmeyen kayınpeder gibi mahrem olan akrabaları yanında el, ayak, kol, saç ve benzeri ziynet yerlerini açmaları caizdir. |
|
| |
| Soru: |
|
Mevsimler ve öldükten sonra diriliş arasındaki benzerlik nedir? |
|
|
| |
Cevap:
Kış mevsimi geldiğinde kar düşen yerlerde, hayattan ve canlılıktan eser kalmaz. Ağaçlar kupkuru kemik haline gelir, otlar çürür, hayatları biter. Fakat ilkbaharda ölen tabiat yeniden canlanmaya başlar. Ağaçlar altında pörsümüş ve solmuş otlar, çiçekler ve toprağın altındaki tohumlar yeniden canlanır. Bütün mahlûkat ölüm uykusundan uyanır. Her baharda Cenâb-ı Hakk, milyonlarca mahlûkat çeşidini bunun gibi diriltir. İşte bu diriliş; o kadar canlı cereyan etmektedir ki, buna bakan herkes şu kanaate varır: “ Biz de öldükten sonra, aynen bunlar gibi, öbür âlemin baharında haşr olacağız.” Bu durumu Allah-u Teala Kur’an-ı Kerim de şöylece anlatmaktadır.“Allah’ın rahmetinin eserlerine bakın ki, nasıl yeri ölümünden sonra diriltiyor? Şüphe yok ki, O, ölüleri de diriltecektir O, her şeye kadirdir” (Rûm, 30/50 |
|
| |
| Soru: |
|
Hasta bir insan orucunu tutamıyorsa kefaleti ne kadardır bir günde kaç tl vermesi gerekir. |
|
|
| |
Cevap:
Hasta ve yaşlılar, tutamadıkları her bir oruç için bir yoksulu doyurabilecekleri gibi, bir fakir doyumluğu fidyeyi ramazanın başında veya sonunda, nakit para veya mal olarak da verebilirler. Bu fidyeyi sağlıklarında ödeyemezlerse, fidyenin ödenmesini vasiyet etmeleri gerekir. Tutulamayan oruçların fidyesi birçok yoksula verilebileceği gibi toplam tutar topluca bir yoksula da verilebilir. 2009 yılı bir günlük fitre miktarı 6,5 tl dir. |
|
| |
| Soru: |
|
Allah'a ulaşmak nedir? |
|
|
| |
Cevap:
“ Allah’a ulaşmak” tasavvufi bir ifadedir. Allah’ın veli kulu olmak demektir. Varlığını Allah’ın varlığında yok etmek, benlikten geçmek demektir. Allah’ın emirleri karşısında teslimiyet göstertir |
|
| |
| Soru: |
|
Öğle-ikindi namazlarını okul sebebile kaçırıyorum sabaha kalkamıyorum namazı kılıyımmı kılmayayımmı? |
|
|
| |
Cevap:
Ergenlik (bulûğ) yaşına ve belli bir aklî olgunluk düzeyine gelmiş her Müslümanın namaz kılması farz-ı ayındır. Kelime-i şehâdetten sonra İslâm'ın en önemli rüknü olan namaz, günde beş ayrı zaman diliminde olmak üzere kadın ve erkek her müslüman için bir görevdir Namazı terk etmek, kılmamak büyük günahtır. Peygamberimiz, kıyamet gününde hesabı sorulacak ilk amelin namaz olacağını bildirmiştir (Tirmizî, "Salât", 188). Namaz günün belli zaman dilimlerinde yerine getirilmesi gereken bir farzdır. Bu itibarla farz namazlar için vakit şarttır. Bir farz namazın vakti içinde kılınması edâ, vaktinin çıkmasından sonra kılınması da kazâ olarak adlandırılır. Bir namazın özürsüz olarak vaktinde kılınmaması ve ileriki bir vakitte kazâ edilmek üzere ertelenmesi doğru değildir ve günahtır. Bahsettiğiniz mazeret olarak değer kazanamayabilir. Okul içinde de namaz kılacak imkanınız mutlaka bulunmaktadır. Mazeretler nedeniyle vaktinde kılınamamış olan namazın daha sonra kılınması gerekir. Bu sebeple siz vaktinde kılamadığınız namazları en kısa zamanda kaza ederek, namazlarınızı kılmaya devam etmelisiniz. |
|
| |
| Soru: |
|
Adıyamanın menzil köyünde nakşıbendi tarikatı 1 evilya varmış bu doğrumu o adam gerçektende evliyamı dır? |
|
|
| |
Cevap:
Evliya; Allah dostları, Allah'ın sevgili kulları demektir.Mutasavvıflara göre velilerin diğer insanlar tarafından tanınması, son derece güçtür.. Her dönemde Allah dostları (Evliyalar) var olmuştur. Allah, veliliğin belirti ve işaretlerini veli kullarının sırlarında meydana getirir ve Allah ile bu kimseden başkası bilemez. İnternette şu adresten istifade edebilirsiniz:http://www.siirlerlemenkibeler.com/KSiirmenkibe/11GuzelNasihatlar/201/1%20(243).htm |
|
| |
| Soru: |
|
Eşimle kavga ederken sinirde üç kere boşol dedim anlamını tam bilmeden pişman oldum ne yapmam gerekir? |
|
|
| |
Cevap:
İslam dininde, kocanın, eşini üç kez boşama hakkı bulunmaktadır. Koca, her boşamada bu haklardan birini kaybeder. Üçüncü boşamadan sonra ise evlilik kesin olarak sona erer. Buna göre, bir kişi hanımına aynı anda 3 kere boş ol derse, onu bir ric'i talakla boşamış olur. Ric’i talakla boşanan eşler iddet süresi içinde pişmanlıklarını izhar ederek yeni bir nikâha gerek olmadan, iddet süresi bittikten sonra ise yeni bir nikâhla ve kalan iki talak yetkisi ile evliliklerini devam ettirirler. |
|
| |
| Soru: |
|
Traş bıçağı ile traş olmak günah mıdır? |
|
|
| |
Cevap:
Hayır.Traş bıçağı ile traş olmak günah değildir. |
|
| |
| Soru: |
|
kurban için hisseye gircem hisedarın biri kazancı haram var benim kurbanımda tehlikeye girermi |
|
|
| |
Cevap:
Kurbanın ibadet niyetiyle kesilmesi şarttır. Kuran’da, kesilen kurbanlık hayvanların et ve kanlarının değil bu kesimi yapan müslümanın niyet, takva ve bağlılığının Allah'a ulaşacağı bildirilmiştir (el-Hac 22/37 Ortaklaşa kesilen kurbana bütün ortakların ibadet niyeti ile katılmaları şarttır. Ortaklardan birinin sadece et elde etme niyetiyle iştiraki diğerlerinin kurbanını geçersiz kılar. Yukarıdaki izahattan da anlaşılacağı üzere kurban ibadetinde önemli olan hissedarların niyetidir. İçlerinden birinin haram kazançla kesiyor olması diğerlerinin ibadetine zarar vermez. |
|
| |
| Soru: |
|
1. korsan taksicilik yapmak günahmı kul hakkına girermi 2 faizi faizle ödesem günahmı |
|
|
| |
Cevap:
Her şeyden önce yasadışı bir iş yaptığınız için vebal altında kalırsınız.Evet kul hakkına girer.Kur'an'da ve Sünnet'te faiz (ribâ) açıkça yasaklanmıştır. Faiz almak ve vermek te dinimizin kesin yasakları arasındadır. |
|
| |
| Soru: |
|
cahilligimde ramazanda bilerek bir kaç kere oruçluyken masturbasyon yaptım bunun için 61 gerekirmi,bu bir kaç gün tek bir kez 61 gün oruç mu tutuluyor yoksa hepsine ayrı ayrı mı tutmak gerekiyor |
|
|
| |
Cevap:
Ramazan da oruçlu iken masturbasyon yapmak orucu bozar fakat kefaret (60 gün aralıksız oruç tutmak) gerektirmez. Bozulan gün için bir gün kaza orucu tutmak gerekir.Ramazan ayında birden fazla kefareti gerektirecek şekilde oruç bozulmuş ise her biri için ayrı ayrı kefaret gerekmez, bir defa kefaret orucu yeterlidir. |
|
| |
| Soru: |
|
Biblo ve heykellerin kullanımı dinen uygun mudur? |
|
|
| |
Cevap:
İslâm öncesi dönem Araplar tek yaratıcı olan Allah'a inanmakla birlikte O'na, araya vasıtalar koyarak ulaşabileceklerini düşünüyor, bunun için de çoğu insan sûretindeki çeşitli resim ve heykelleri (put) aracı-tanrı kabul ediyorlardı. Başlangıçta insanın estetik duygusunun, yaratıcı düşünce ve hayal gücünün eseri gibi gözüken bu sûret ve heykeller soyut tanrı kavramına ulaşmakta zorlanan kişiler için giderek basit görünüm ve yapısından çıkıp madde ötesi güçleri temsil etmeye, hatta insanın tapınma ihtiyacını karşılayacak ölçüde kutsallık taşımaya başlamıştır. İslâm bu beşerî yanılgının çok yoğun olduğu bir dönem ve toplulukta ortaya çıktığı ve Allah'tan başka hiçbir yaratıcının ve mutlak güç sahibinin olmadığı (tevhid) fikrini tebliğinin odak noktası yaptığı için, haliyle insanları tevhid akîdesinden uzaklaştıracak, şirke bulaştıracak her türlü tehlike karşısında da çok temkinli davranmış, titizlik göstermiştir. Hz. Peygamber'in sûret ve timsal konusunda gösterdiği hassasiyet de bu yüzdendir. Ancak, naslardaki tasvir ile ilgili yasaklayıcı ve tehditkâr ifadelerde İslâm tebliğinin ileri dönemlerine doğru azalma görüldüğü gibi, müslümanların bu ilkel yanılgıdan iyice uzaklaşması ve bu yönüyle şirke bulaşma tehlikesinin azalmasına paralel olarak İslâm âlimlerinin de resim ve sûretler konusunda daha müsamahakâr davranmaya başladıkları görülmektedir. Heykel konusunda daha katı davranılması da yine bu anlayışın sonucudur. Böyle olunca, burada yasaklanan şey, resim ve sûretin bizzat kendisi olmayıp, bunların kişileri şirke götürmesi, kutsallık ve tapınma aracı yapılması durumudur. Zaten dinde haram ve helâle konu olan şeyin eşya (a`yân) değil de fiiller (ef`âl) olduğu söylenirken de bu ifade edilmek istenir. O halde anılan endişe ve tehlikenin mevcudiyeti oranınca yasak oluş hükmünün varlığını koruyacağı, bunun bulunmayıp daha çok bir ihtiyacın, estetik duygunun ifadesi olduğu durumlarda ise bu tür faaliyetleri aslî hükmü olan "mubah" çerçevesinde değerlendirmenin uygun olacağı söylenebilir. |
|
| |
| Soru: |
|
Cinsel ilişki olmadan cunup kalan birinin orucu bozulur mu? |
|
|
| |
Cevap:
Mastürbasyon (istimna) yani kendi kendine tatmin yoluyla cünüp olundu ise oruç bozulur. Bir gün kaza orucu tutmak gerekir. Ancak ihtilam yoluyla cünüp olundu ise oruç bozulmaz. |
|
| |
| Soru: |
|
Peygamberler ve kutsal kitaplar olmasaydı allahı düşünebilir miydik? |
|
|
| |
Cevap:
Peygamberler ve kutsal kitaplar olmasaydı da biz Allah'ı düşünebilirdik. Nitekim Kur'an-Kerîm'de anlatılan Hz. İbrahim kıssası peygamber ve kutsal kitap olmadan da temiz vicdan sahibi kişinin aklını kullanarak tüm âlemi yaratan yüce bir ilah inancına ulaşabileceğinin açık bir delilidir. (bkz. En'am Suresi 75-79) |
|
| |
| Soru: |
|
imsak vaktini farkında olmadan 2 dk geçirdim. kaza orucum kabul olunurmu? |
|
|
| |
Cevap:
Orucunuz makbul değildir. Tekrar tutmanız gerekir |
|
| |
| Soru: |
|
Casiye suresi 18. ayette göre T.C kanunlarına uyulmaması gerektiğini mi söylüyor? |
|
|
| |
Cevap:
Sonra da seni din işi konusunda açık bir yola koyduk. Sen ona uy, bilmeyenlerin heva ve heveslerine uyma. (Diyanet İşleri Başkanlığı Meali)Kureyş ileri gelenleri Hz. Peygamber’i devamlı olarak atalarının dinine dönmeye çağırıyor ve bunda ısrar ediyorlardı. Âyet-i kerime uyulacak dinin İslâm olduğunu ve başka isteklere kapılmamak gerektiğini hatırlatmaktadır. Son peygamber ve O’ndan gelecek olan bütün insanlara gönderilen İslam dini bütün diğer dinleri vahyeden Allah’tan gelmiştir. O’na yalnızca diğer insanlar değil, Peygamber de uymak zorundadır. |
|
| |
| Soru: |
|
Darul harp nedir?darul harbın şartları nelerdir? |
|
|
| |
Cevap:
Müslüman olmayan bir devletin hâkimiyeti altındaki topraklar için kullanılan fıkıh terimi. İslâm hukukunda ise "İslâmîveya İslâm dışı bir yönetimin hâkimiyeti altındaki ülke" anlamında kullanılır. Buna göre bir ülkenin İslâm veya küfre nisbet bakımından niteliğinin tayin ve tesbitinde temel ölçü yönetim ve hâkimiyettir. Dârülharp, klasik İslâm hukuku kaynaklarında "küfür yönetiminin hâkim olduğu ülke" "kâfir liderin emir ve idaresinin yürürlükte olduğu ülke" şeklinde tarif edilmiştir. Buna göre dârülharp, İslâm dışı devlet ve yönetimlerin hâkimiyet alanını, faaliyet ve hukuk düzenlerinin uygulama sahasını ifade eder. Başka bir deyişle İslâm siyasî hâkimiyetinin sınırları dışında kalan, yönetim ve hukuk düzeni İslâm esaslarına uymayan her ülke dârülharptir. İslâm hukukçuları devletin ülkesini tarif ve tesbit ederken dünyayı iki kısma ayırmışlar, devletin siyasî, iktisadî, idari ve hukukî düzeninin İslâm esaslarına dayandığı, yasama, yürütme ve yargı yetkilerinin İslâmî otoritenin elinde bulunduğu ülkelere dârülislâm, İslâm düzeninin hâkim olmadığı ve bu yetkilerin müslüman otoritenin elinde bulunmadığı ülkelere de dârülharp adını vermişlerdir. "Dârü'1-harp" terkibi her ne kadar İlk bakışta "kendisiyle dârülislâm arasında savaş halinin mevcut olduğu ülke" mânasını ifade ediyorsa da İslâm hukuku kaynaklarında "dârülislâm dışındaki ülkeler" anlamında ve bugünkü "yabancı ülke" tabirinin karşılığı olarak kullanılmıştır. İslâm hukukçularının ülkeleri bu şekilde ikiye ayırmaları ve yabancı ülkeleri dârülharp şeklinde adlandırmaları konusunda bazı Batılı müelliflerin ileri sürdüğü, müslümanların gayri müslimlere karşı sürekli savaş hali içinde bulundukları ve dolayısıyla dârülislâmın diğer ülkelerle münasebetinin savaş esasına dayandığı, söz konusu ayırım ve adlandırmanın da bundan kaynaklandığı şeklindeki iddia gerçeği yansıtmamaktadır. İslâm hukukundaki hâkim telakkiye göre gayri müslim milletlerle savaşın meşruiyet sebebi onların müslümanlara savaş açmalarıdır; yabancı ülkelerin dârülharp şeklinde adlandırılmasında da Ortaçağ boyunca milletlerarası münasebetlere hâkim olan tarihî ve siyasî şartlar etkili olmuştur. Zira İslâm hukukçularının müslüman devletle gayri müslim devletler arasındaki ilişkilere dair görüşleri ne olursa olsun, tarihî bir vakıa olarak müslümanlarla müslüman olmayanlar arasındaki münasebetler başlangıçtan beri umumiyetle savaş halinde sürüp gelmiştir. Ortaçağ'ın hıristiyan devletlerindeki hâkim telakki, sadece müslümanlara karşı değil kendi dindaşlarına karşı da savaş halinin sürekliliği şeklindeydi. İlk dârülislâmın Medine olması ve dârülislâm kavramının ancak hicret sonrası dönemle ilgili bulunmasına karşılık dârülharp kavramı müslümanlara savaş izninin verilmediği hicret öncesi için de kullanılmıştır. Bazı fıkıh âlimleri, çeşitli konularla ilgili görüşlerine delil getirirken hicretten önceki Mekke'ye atıfta bulunarak oranın İslâm otoritesinin hâkim bulunmadığı dârülharp olduğunu açıkça belirtmişlerdir. Dârülharp, halkının müslüman olması veya ülkenin müslümanlar tarafından fethinden sonra orada İslâm hükümlerinin uygulanmasıyla dârülislâm haline gelir. Ancak bir ülke sadece fethedilmekle değil o ülkenin yurt edinilmesine karar verilip hukuk düzeninin uygulanmasıyla dârülislâma dönüşür. (Diyanet Vakfı ansiklopedisi, c.8, s.537)
|
|
| |
| Soru: |
|
Cübbe şalvar sarık takke günlük yaşamda kullanılmasının hükmü nedir?peygamber zamanında ne giyerdi? |
|
|
| |
Cevap:
Hz. Peygamber'in hayatına baktığımızda, giyim konusunda şu üç ölçüyü öne çıkardığı görülür: İçinde bulunduğu sosyal sınıfın imkân ve şartlarına uygun biçimde giyinmek. Hz. Peygamber'in giydiği kıyafetlerden -tek istisna ile- hiçbirisi, İslam'la birlikte icat edilmiş olmayıp, onların hepsi de, o günün toplumunda öteden beri giyilegelen giyim-kuşam çeşitleri idi. Nitekim kamîs, izâr, ridâ, cübbe, kulle, nâleyn gibi isimlerle anılan bu kıyafet çeşitleri; İslam öncesinde hanifler, putperestler ve gayr-ı müslimlerce giyilebildiği gibi, İslam'dan sonra da Müslümanlarca giyilmeye devam edilmiş eşyalardır. Ancak, Rasûlullah’ın kıyafette getirdiği tek istisnai yenilik, baş kıyafetinde kendini göstermektedir. Bu da "sarık"tır. Zira mübarek başlarına; burnus veya kalensüve adı verilen bir külah üzerine sarılmış sarık (‘imame) giyerlerdi. Üstlerine giyindikleri elbiseleri de ridâ, izâr ve kamîs şeklinde olurdu. Giyindikleri kıyafet –umumiyetle- iki parça olup; üst parçasına ridâ, alt parçasına da izâr denirdi. Kamîs ismi verilen önü kapalı entari gibi uzun gömlek giyinmeyi ise daha fazla tercih ederlerdi. Gerektiği zaman bunların üzerine; cübbe, aba, bürde gibi adlar verilen hırka nevinden bir kıyafet giydikleri de olurdu. Ayaklarına giydikleri ayakkabı çeşidi ise; nâleyn adı verilen sandal tipi pabuçla, huffeyn denen potin veya mest tipi ayakkabılardır. Bu arada, Rasûlullah Efendimiz; giydikleri elbisede herhangi bir renk üzerinde ısrar etmemişlerdir. Öyle ki; beyaz, siyah, sarı, yeşil ve kırmızı renklerden yapılmış elbiseleri çeşitli zamanlarda giymişlerdir. Ancak kendileri iklim icabı, beyaz rengi tercih ettikleri gibi Müslümanların da beyaz giymesini tavsiye etmişlerdir. Bunun dışında, renk tercihini zevklere bırakmışlardır. Hz. Peygamber, gerek cuma ve bayramlarda, gerek yerli ve yabancı heyetleri kabul ettikleri zamanlarda, resmî kıyafet diyebileceğimiz özel bir kıyafet de kullanmışlardır. Prof. Dr. Ali Yardım ( http://www.sonpeygamber.info/tr/tr/semail-ve-hilye/hz.-peygamberin-semaili) |
|
| |
| Soru: |
|
Dinimizde sakal bırakmanın hükmü nedir?16 yaşındayım sakal bırakmayı seviyorum ailem karşı geliyor? |
|
|
| |
Cevap:
Peygamber Efendimiz hadis-i şeriflerinde “sakalı bırakın, bıyıkları kısaltın” buyurmaktadır. Bu ve benzeri hadislere göre sakal bırakmak sünnettir. |
|
| |
| Soru: |
|
islam dininde çarşaf giymenin hükmü nedir?Hz.peygamber döneminde giyiln cilbab bu günkü hangi giysi? |
|
|
| |
Cevap:
İslam dinine göre kadının tesettürü el, ayak, yüz hariç bütün bedenin dar ve şeffaf olmayan bir giysiyle kapatılması şeklindedir. Buna göre ölçü hangi kıyafetten ziyade bu şartlara kıyafetin uyup uymamasıdır |
|
|